Telomer topuna Osman Hoca da girdi


PAZAR günü Sertap Erener röportajı yaptım.
Telomer tedavisi gördüğünü anlattı.
Ertuğrul Özkök de bir süredir yazıyor, telomer, DNA’nın uç kısmı. Ayakkabı bağlarının ucundaki plastik gibi bir sarmalla korunan bir yapı.
Hücrenin her bölünmesinde telomer kısalıyor. Yani, “Telomerin kadar yaşarsın!” gibi bir durum, evet var.
Telomerin uzunsa çok yaşıyorsun, kısaldıkça da ömrümüz azalıyor.
İşte Sertab da telomerlerini uzatmak için son 6 aydır bir hap alıyor.
100 yaşına ayarlamış saatleri.
Kararlı, 100 yaşında, sahnede şarkı söyleyecek!
Şaka bir yana, zaten sağlıklı yaşayan biri Sertab. Yediklerine dikkat ediyor, alkol, sigara zaten yok, spor ve meditasyon yapıyor, tutkuyla bağlı olduğu mesleğini icra ediyor, istemediği hiçbir şey yapmıyor hayatta…
Tüm bunlara ilaveten eksilen her şeyi yerine koymaya çalışıyor. Mesela premenopozda olduğu için hormon takviyesi alıyor.
O, kafayı bu meselelere takmış biri, bilim dergileri okuyor, yeni çıkan buluşları takip ediyor. Bunda, geçmişte çok hastalık yaşamış olmasının da payı var tabii. Kendi deyimiyle, bir hastane odasında hayatı son bulsun istemiyor, yaşayabildiği kadar uzun ve sağlıklı yaşamak istiyor.
Önümüzdeki günlerde telomer meselesi daha da çok gündeme gelecek gibi. Bu telomer furyasını bir de Osman Müftüoğlu Hoca’ya sorayım dedim…


“Ne zaman yaşlanmaya başlıyoruz hocam?” diye sordum. Beni çok şaşırtan bir cevap verdi, “Doğduğumuzda Ayşecim! Yaşlanmanın tohumları embriyon ile birlikte atılıyor…”

YAŞLILIĞI YAVAŞLATMANIN ŞARTLARI

– Kötü yaşlandıran genlerin etkilerini frenleyerek, iyi yaşlandıran genleri güçlendirmek.
– Bunu nasıl mı yapacağız? Doğru beslenerek, beslenmedeki eksiklerimizi takviyelerle yerine koyup, toksinlerden uzak durarak, detoks kürleriyle onları temizleyerek ve tabi ki düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve akılcı stres yönetimlerinden vazgeçmeyerek.
– Yeter mi? Hayır! “Yaşlanmanın bir de ruhsal, duygusal ve manevi boyutları var ki, onlar da en az ilk dördü kadar mühim” diyor Osman Hoca.
– Ve şu 5 maddenin altını çiziyor.
1- Kendini sevmek.
2- Aileni sevmek.
3- Sosyal çevrenle ve dostlarınla kendini güvencede hissetmek.
4- İşini sevmek.

5- Ve senin için “hayatın anlamı” neyse onu keşfetmiş olmak.

İŞ SADECE GENLERLE, KÖK HÜCREYLE YA DA TELOMER KISALTICI TEDAVİLERLE BİTMİYOR!

Hoca’ya göre…
Kas kaybını yavaşlatabiliriz. Kemik kaybı ve yaşlanmasını yavaşlatabiliriz. Kalp yaşlanma hızını düşürebiliriz. Cilt yaşlanmasını erteleyebiliriz. Böbrek, karaciğer gibi organlarımızı da istisnalar dışında yaşlandıran etkenlerden uzak tutabiliriz. Bağışıklık sistemimizi yaşlanmaktan daha az etkilenen bir yapıya dönüştürüp bazı kanser ve enfeksiyonları da önlememiz mümkün. Damar yaşlanmasını nasıl önleyebileceğimizi de çok iyi öğrendik. Beyin, bellekte yaşlanmanın frenleri neler, gaza basan faktörler hangileri? Az çok onları da öğrenmiş durumdayız…
Evet, hepsinde alınacak çok yol, dökülecek çok ter, gösterecek çok çaba var. Ve bu mühim işi, sadece kök hücre ya da telomer uzatıcı tedavilere yüklemek!?…

TELOMER KISALMASINI ÖNLEMEK TEHLİKELİ VE ENAYİCE BİR İŞ!

Bakın Osman Hoca neler anlatıyor:
“Telomer, önce bir teoriydi. 2013’te Elizabeth Blackburn’e Nobel kazandıran araştırmayla kanıtlandı. Yani, “Telomerin kadar yaşarsın!” gibi bir durum, evet var. Telomer kısaldıkça ömrün de kısalıyor. Ama yine de yaşam süresini belirleyen tek faktör telomerin uzunluğu değil.
Ayrıca, çok hızlı bölünmesine rağmen, telomeri kısalmayan, yani sonsuz ve sınırsız bölünmeyle yaşama şansı olan tek hücre var.

O da KANSER HÜCRESİ!

İşte bu nedenle, telomer uzunluğunu bilmek önünüzdeki yılların sayısını tahmin etmekte işe yarayabilir. Bu testler var ve pazarlanıyor ama pek ilgi görmüyor. Görmüyor çünkü hayat süremizi belirleyen sadece telomerinizin boyu değil, daha pek çok faktör var etkili olan.
Ayrıca telomer kısalmasını önlemek de tehlikeli ve enayice bir iş!
Çünkü o hücrenin sonsuz, sınırsız ve kontrolsüz bölünebilen Frankeştayn bir hücreye, yani kanser hücresine dönüşme ihtimali ve tehlikesi de var!

GENETİK KODLAR YAŞAMIN KALİTESİNİ TELOMER UZUNLUĞU SÜRESİNİ BELİRLİYOR

Hocaya soruyorum: “Nasıl yaşlanacağımız hangi faktörlere bağlı?”

Cevap veriyor: “Dörtte birini genetik miras oluşturuyor. Genetik miras hem dış görünüşümüzde hem de iç yapımızdaki, yaşlanma hızının belirleyicilerinden biri. Bunu da esas olarak sahip olduğu genetik kodlarla, telomerinin yıpranma ve kısalma hızı etkiliyor. Ama önemli nokta şu: “Genetik kodlar, yaşamın daha ziyade kalitesini, telomer uzunluğu ise süresini belirliyor.”

EVET, BESLENME ÖNEMLİ AKTİVİTE, BESLENMEDEN ÖNEMLİ UYKU, İKİSİNİN TOPLAMINDAN ÖNEMLİ DUYGU DA UYKUDAN ÖNEMLİ!!!

Beyin yaşlanmasında bakın neler etkili?
– Genlerin etkisi dörtte bir.
– Gıdaların etkisi onda bir.
– Aktivitenin etkisi nerede ise beslenmeden fazla.
– İyi bir uykunun etkisi ise beslenme ve aktivitenin toplamından fazla.
– Duygu ise uykudan da önemli! Yani huzur ve mutluluk en önemlisi!

GENÇ İNSANLARDAN ALINAN KAN YAŞLI İNSANLARIN YAŞLANMA HIZINI DÜŞÜRÜYOR!
Osman Müftüoğlu Hoca, Stanford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan önemli bir çalışmanın sonuçlarını da paylaştı:
– Genç farelerin kanı verilen yaşlı farelerde beyin hücrelerinin sayısı üç kat arttı!
– Genç farenin kanının, yaşlı farenin beynini etkilemesi araştırmacılar kadar bilim dünyasını da şaşırttı. Tabii bu henüz bir başlangıç. Diyor ki, “Çocuklar ve gençler, yaşlılardan daha dirençliler. Hastalanınca da daha hızlı iyileşiyorlar. Gençlerdeki bu güç ya da yeteneklerin kan ya da başka bir yolla yaşlılara aktarılması başarılırsa, bu müthiş olur!”
– Aynı yöntem farelerden sonra şimdi insanlarda da deneniyormuş. Hatta bunu, “yaşlanmayı yavaşlatan tedavi” şeklinde uygulayan Los Angeles’ta bir klinik de varmış! İnsanlar genç insanların kanıyla yaşlılıktan kurtulmaya çalışıyormuş.

Yorum Bırak

18 + three =