Tayt giymek hakkımız! Söke söke alırız!

 YEMİN ederim, deliye döner insan bu ülkede…
Durmadan yazıyorum, bu memleket kadınlar için yangın yeri diye…
Bu işte, en son terane…
Buyurun buradan okuyun ki, saçınızı başınızı yolun!

HER ŞEY TAYT GİYDİ DİYE

Ruh hastasının biri, boşanmak üzere olduğu eşini, bir arabada başka bir erkekle, üstelik “tayt giymiş vaziyette” (!) görünceeee…
Aman diyeyim…
Çekiyor bıçağı, öldüresiye saplıyor kadına…
Kadın hafif değil, ağır yaralı…
Ölümden dönüyor…
Mahkeme, cinayete teşebbüs davasında, altı küsur yıl ceza, bir güzel de tahrik ve iyi hal indirimi veriyor önce…
Neden biliyor musunuz?
Sıkı durun: Kadın tayt giydi diye!!!!
Hikâye burada bitmiyor.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı davaya müdahil olup, temyize gidiyor. Yargıtay, mahkemenin kararını bozuyor. Yeniden yargılama ve düzeltilmiş ikinci karar…
Bu defa ceza, on yıla çıkıyor…
Amaaaa…
Mahkeme, ölümden dönen mağdur kadın tayt giydiği için “tahrik” ve cinayete teşebbüs eden adam, mahkemeye takım elbise ve kravatla çıktığı için ”iyi hal indirimi” uygulamakta yine ısrar ediyor!!!
İnsaf!!! Hem de binlerce kere insaf.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VAR MI, YOK MU?

Bunun tercümesi şu oluyor:
Mahkemeye göre tayt giymek suç.
Sen tayt giyersen, kocan da gelir seni vurur kardeşim! Vurursa da paşa paşa indirimini alır…
Allah aşkına, sokakta çevrenize bir bakın, kaç kadın taytsız çıkmış sokağa!

Tayt giydi diye bir insanı vurma, ağır yaralama hakkı olabilir mi ya!
Hangi çağda yaşıyoruz???!!!
Uluslararası İstanbul Sözleşmesi, hangi ara rafa kalktı da bizim haberimiz yok.
O sözleşmeyi yok saymak mümkün mü?

TAYT KADAR BAŞINIZA TAŞ DÜŞSÜN!

Bu sakat anlayış var ya bu anlayış, ülkede canlı, sağ, diri kadın bırakmaz.
Çünkü tayt giymeyen kadın parmakla gösterilecek kadar az.
Bu, kadın düşmanlığının resmileştirilmiş hali.
Yapmayın ya, el insaf, bu kadarına da pes artık!
Bu anlayışla bu ülke nereye gider, bilen söylesin!
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, bence bu kararı da temyiz etmeli ve kadınların erkeklerin hışmına uğramadan tayt giyebilme hakkını savunmalı…

BEN LEYLA, 9 AYLIK ENGELLİ BİR KÖPEĞİM

YAŞADIĞIMIZ dünyada çok acı var…

Evet, bir sürü acı çeken insan var.
Ama bir sürü acı çeken hayvan da var.
Bir kısmına da biz çektiriyoruz, hatta çoğuna…
Mesela, 6 aydır bir türlü uygun yuva bulunamayan, sesi yeterince duyurulamayan felçli sokak köpeği Leyla… Aşağılık bir insan onu bu hale getirdi, onun tercihi değildi.
Bugün ben Leyla’nın dili oluyorum… Leylacım, kaybetme umudunu, kötü kalpli öküz insanlar kadar, iyi kalpli insanlar da var. Geçenlerde engelli kedi Matisse’i yazdım bu köşede, şimdi şahane bir ailesi var. Umudu hiç kaybetmemek gerekiyor, bazen iyi şeyler de oluyor…

KÖTÜ KALPLİ BİR İNSAN BENİ BU HALE GETİRDİ

– Ben böyle cins filan değilim. Mardin’in sokaklarında dünyaya gelen, safkan bir sokak köpeğiyim. Ben bu dünyaya ne engelli olarak geldim ne de engelli olmayı seçtim. Kötü kalpli bir insan beni bu hale getirdi.
– Daha küçücük bir yavruydum, 2 aylık ya vardım ya yoktum, bir insan belime sert bir cisimle öyle bir vurdu ki, dünyamın altı üstüne geldi. Nasıl oldu tam hatırlamıyorum, ama kendimi Mardin Barınağı’nda buldum…
– Soğuk taşların üzerinde sürünmek nedir bilir misiniz? Benim günlerim ve gecelerim geçti o taşların üzerinde. Hayattan tam umudumu kesecekken, bir abla gördü beni ve benimle aynı durumda olan arkadaşım Peri’yi, iki gün uğraşarak oradan çıkardı.
Peri yaşama tutunamadı ve melek oldu. Ama ben direndim. Yaşamayı, bir ailemin olmasını o kadar çok istiyordum ki, yakalandığım gençlik hastalığını bile atlatmayı başardım.
– Evet, altım bezleniyor, evet bir yürüteç yardımı ile yürüyebiliyorum. Ama bunların hiçbirini ben seçmedim. Şimdi beni bu halimle sevecek, koca yürekli ailemi arıyorum. Pansiyonun kapısında aylardır onların yolunu gözlüyorum…

HAMİŞ: Zor biliyorum… Ama yine de denemeye değer… Tam 6 aydır bu güzel kız için bir aile aranıyor. Sonu hep hüsran olmuş. Sosyal medyada kahramanlıklar yapıp sonra telefonlara çıkmayan insanlar ve kurumlar mı istersiniz, “Ben alacağım!” deyip, ikinci gün, “Alın bunu benden geriye!” diyenlere kadar o kadar çok umut kıran hikâye yaşanmış ki… Bu ülkede hayvan olmak kadar hayvansever olmak da zor… Ama yine de umudumuzu kaybetmeyelim. Leyla’ya aile olmak isteyen birileri varsa, lütfen destekleyla@gmail.com adresine başvursun. Teşekkür ederim.

Yorum Bırak

five × 5 =