Pompalı tüfekle ölümüne sebep oldun 5 yılla yırtamazsın!

GÖZÜNÜZÜ kapatın…Ve hayal edin…Dünyalar güzeli bir kızınız var.
Doğduğu andan itibaren üzerine titremişsiniz, çok ama çok sevmişsiniz, canınızdan çok…

Bir dediğini iki etmemişsiniz, elinizde ne var ne yok ona sunmuşsunuz, didinip durmuşsunuz, iyi eğitim alsın diye, iyi bir insan olsun diye, bu topluma faydalı olsun diye…

Olmuş da… Tatlı, sevecen, şefkatli, merhametli, hiçbir canlıya zarar veremeyen, sevgi dolu bir kız olmuş. Gülünce gözleri gülen, ailesine düşkün, herkesin sevdiği, parmakla gösterdiği bir kız…

Bakmaya kıyamadığınız güzellikteki kızınız, üniversiteyi de kazanmış, bitirmesine bir ay kalmış…

Ve o gün, evden çıkıyor…

Bir daha gelmiyor…

Siz, ona son kez sarıldığınızı bilmiyorsunuz bile…

Pompalı tüfekle ölümüne sebep oldun 5 yılla yırtamazsın

CANINIZ ARTIK TOPRAK ALTINDA

Ve sonra acı gerçek ortaya çıkıyor.

Biri arıyor, “Kızınızla oğlum şakalaşıyordu, kızınız öldü!” diyor.

Cümle bu.

Canınız artık toprak altında.

Nefes almıyor.

Artık yok.

Onu hiç göremeyeceksiniz.

Gözlerinin içine bakamayacaksınız.

Sarılamayacaksınız, kokusunu içinize çekemeyeceksiniz.

Bitti, gitti…

Öldü…

Öldürüldü.

Kim mi öldürdü?

Erkek arkadaşı.

Şakalaşırken, elindeki pompalı tüfeği boğazına dayıyor, iddiasına göre gülüşüyorlar o sırada, pompalı tüfeğin içinde mermi olduğunu bilmiyor ve tetiği çekiyor.Güm!

Sizin canınıza isabet ediyor.

Dünyalar güzeli kızınızın boynunda koca bir delik açılıyor.

Yere düşüyor.

Daha birkaç saniye hayatta…

Ama can çekişiyor…

Kim bilir, o sırada aklından neler geçiriyor.

Kim bilir belki, “Saçma bir ölüm!” diyor.

“Ben daha çok şey yaşayacaktım… Bir ömür vardı önümde!” diyor.

Kötü bir ölüm bu…

Zamansız, erken, haksız bir ölüm…

Benim dilim buna “kaza” demeye varmıyor.

Bu, cinayet.

SEN ONUN HAYATINI ÇALDIN

Sen bir insanı hayattan siliyorsun.

Yok ediyorsun.

Gömüyorsun.

Acı çektire çektire öldürüyorsun.

“Şaka yapıyordum!” diyemezsin.

“Ben onu seviyordum!” diyemezsin.

Buna hakkın yok.

Ve 5 yılla yırtamazsın!!!!

5 yıl da sözde 5 yıl, infazla, indirimle kim bilir kaça iner neye iner…

Yok hayır!

Benim aklım almıyor.

Sen güzelim kızı öldüreceksin, sonra da “Ya kusura bakmayın, kaza oldu! Öldü” diyeceksin.

Bu nasıl bir şey!

Hangi insanlığa, vicdana sığar!

Bazı şeylerin geri dönüşü yok.

Bazı sınırları aşmanın affı yok.

O kız artık yok.

Hayatta değil.

Sen onun hayatını aldın, çaldın…

Nasıl olur da özgürlük isteyebilirsin…

Pompalı tüfekle ölümüne sebep oldun 5 yılla yırtamazsın

ADALET HAK ETTİĞİ CEZAYI VERMELİ

Nasıl yani, sen bundan sonra hayata devam mı edeceksin? Hiçbir şey olmamış gibi, tekrar âşık olup, evlenip, çoluk çocuğa mı karışacaksın?

Benim böyle bir şeyi anlamam mümkün değil.

Ben ölen kızın annesine empati yapıyorum.

Bırakın anneyi, Sevgi Yağmur Önüt’ün katili Egemen’i ben bağışlayamıyorum.

Ve adaletin de ona hak ettiği cezayı vermesini istiyorum.

Bunu bu ülkede yaşayan bir anne olarak, bir gazeteci olarak talep ediyorum.

5 yıl ceza, olacak şey değil!

Pompalı tüfekle bir kızı hayattan sildin.

Kaza maza, dikkat etseydin, aklını kullansaydın…

Ben böyle kolay yırtmayı affetmiyorum.

Vicdanlarda da affedilmemesini diliyorum.

Sonsuza kadar değil tabii ama en azından hak ettiği cezayı alsın.

Yırtamasın.

Bu kadar çabuk kurtulmasın.

Hiçbir şey Yağmur’u geri getiremez…

Ama onu hayattan silen Egemen bedelini ödesin!!!!

HAMİŞ 1: Dün, 73 yaşındaki bir adamın 11 yaşındaki kıza cinsel istismar davasını yazdım. 11 yaşındaki kız, “Cinsel istismara uğradım” dedi. Bir mahkeme inandı, bir başka mahkeme inanmadı. Bugün yazdığım davada ise, hiç kimsenin olmadığı bir anda, yetişkin bir adam, pompalı tüfekle yetişkin bir kızı vuruyor ve “Şakalaşıyorduk… Kaza!” diyor. 11 yaşındaki kıza inanmıyorlar, bu adama inanıyorlar. Nasıl oluyor??? Benim aklım bu işi almıyor…

HAMİŞ 2: Yarın bu köşede Sevgi Yağmur’un annesi ve avukatıyla yaptığım röportajı okuyacaksınız…

Yorum Bırak

nineteen − 3 =