OlIvIero’ya âşık oldum!

Oliviero Toscani ‘Design Week’ için Türkiye’deydi.
EFSANEVİ tasarımcı, iletişimci ve reklam fotoğrafçısı Oliviero Toscani, Ticaret Bakanlığı himayesinde Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin düzenlediği ‘Design Week Turkey’ için Türkiye’ye geldi.
Ölmeden önce mutlaka tanışmak istediğim insanlardan biriydi.
Ben dünyanın en şanslı kadınıyım. Gazeteciliği bu yüzden seviyorum. Bana röportaj verdi. İstediğim her şeyi sordum. Ve iki saatlik röportaj sonunda ben, ona ve anlattıklarına âşık oldum!
Farklı bakış açısı, cesaret, orijinallik ve samimiyet kadar beni etkileyen hiçbir şey yok şu hayatta…
O kadar çok şey konuştuk ki önümüzdeki birkaç gün boyunca okuyacaksınız.
Yıllarca ırkçılık, AIDS, anoreksiya, mülteci sorunu, cinsiyet ayrımcılığı, savaş, yoksulluk, açlık gibi toplumsal sorunlara kışkırtıcı ve ters köşe mesajlar veren reklam kampanyalarına imza attı.
Kendi alanında bir efsane!
Dünyanın en çok konuşulan isimlerinden biri.
Hani ‘Colors’ diye çığır açan bir dergi vardı ya, onun da yaratıcısı o. Bir tasarım dâhisi olmasına rağmen tasarımdan öteye gidip bir sosyolog gibi davranıyor. Alışılmışın dışında, insanda şok etkisi uyandıran işlere imza atıyor, bildiğimizi sandığımız her şeyi yeniden düşünmemizi sağlıyor. İtalya Treviste’de tüm dünyaya tasarımcı yetiştiren ‘Fabrika’ isimli bir okulu da var.

Kahkahalar içinde gerçekleştirdik bu röportajı. Yerim ölçüsünde böle böle yayınlayacağım…

– “Design Week Turkey” sizin konuşmanızla açıldı… Neden geldiniz?
Türkiye’yi siyasi olarak ilginç bulduğum için geldim. Türkiye nasıl oluyor da tasarım hakkında konuşabiliyor diye merak ettim. Eserleri gördüm ve etkilendim. Tabii ki Türkiye çok önemli bir ülke ama tasarım programlamadır. Geleceği planlamadır. Tasarım aynı zamanda devrim anlamına gelebilir. Yeni bir oyunu başlatabilir. Tasarım yeniyi aramaktır. Ve Türkiye’nin bir tasarım etkinliği düzenlemesi benim için şaşırtıcıydı.

– Avrupa’dan Türkiye’yi nasıl görüyorsunuz?
Rusya, Amerika ve Avrupa arasına sıkışmış, inancın son derece güçlü olduğu bir ülke olarak görüyorum. İstanbul’da hep büyüleniyorum. İlk gelişim değil, her gelişimde etkileniyorum.

– Bunca yıldır bir tasarım dâhisi olarak yaptıklarınızı niçin yaptınız? İnsanlık için mi, bizim daha iyi insanlar olmamız için mi, para için mi, zevk için mi, yaratıcılığınızı kanıtlamak için mi?
Sebebi bütün bunların bileşkesi. Ben meraklı bir insanım. Düzeni devirmeye istekli bir kuşaktan geliyorum. 68 öncesi kuşağın üyesiyim. Muhammed Ali ile aynı dönemin insanlarıyız. O, devrimci bir boksör, boksa siyaseti sokan insan. Ya da Bob Dylan. O da sadece şarkı söylemiyordu. Olana bitene duyarlı, belli şeylere kendini adamışlığı olan bir insandı. Ben işte bu kuşağın, bu tür insanların olduğu bir grubun üyesiyim…

– Şimdiki gençleri nasıl buluyorsunuz peki?
Ne yazık ki onlar zenginliğin içine doğdular. Bu büyük bir sorun!

– Sizin çocuklarınız ve torunlarınız da zenginliğin, refahın içine doğdular!
Evet. Onlara da bunun bir sorun olduğunu tekrarlayıp duruyorum. Fakir olarak doğmak büyük bir şans! Aslında sorun çok açık… Sorun şu: Bizler Türk, İtalyan, Amerikalı, Fransız, siyah ya da beyaz olarak doğmuyoruz. Bizler fakir ya da zengin olarak doğuyoruz! Temel sorunumuz bu! Göçmenler sorun çünkü onlar fakir! Eğer özel jetleri ile gelselerdi kimse onları suçlamayacaktı. Anlıyorsunuz değil mi? Bu kadar net: Zengin ve fakir…

AİLEM BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GİBİ

– Üç eş, altı çocuk ve biri yolda olmak üzere on beş torun…
Oooo çok iyi çalışmışsınız! Ve aralarında İtalyan pasaportu taşıyan tek kişi benim. (Gülüyor) Bütün aile, dünya vatandaşıyız. Fransız, Amerikan, Norveçli… Tam bir Birleşmiş Milletler!

GELMİŞ GEÇMİŞ EN BÜYÜK YARATICI KADINLAR

– Eşlerinizden ve kadınlardan öğrendiğiniz en önemli şey?
Kadınlar müthiş varlıklar. Çok şey öğrendim onlardan. Saçmalamayı kadınlardan öğrendim. Ne kadar önemli bir şey bir bilseniz. Sonra kadınlar bana hayal kurmayı öğrettiler! Gelmiş geçmiş en büyük yaratıcı kadınlar. Biz erkekler onlar kadar iyi yaratıcı olamadığımız için sanatçı oluyoruz! Kadınlar can verebiliyor, bundan daha müthiş bir yaratım yok. Kadınlar pek çok konuda bizden ilerideler. Bizim bilmediğimiz şeyleri biliyorlar…

Yorum Bırak

11 − two =