NİRAN ÜNSAL

Evet, uyuşturucu kullandım

Önce Lady Gaga’ya, “Burası Müslüman ülke, giyin de gel!” dedi.

Sonra Aysha dergisine tesettürlü fotoğraf çektirdi. Ardından, “Çocuklarımı ‘imam hatip’e göndereceğim, hafız olarak yetiştireceğim” açıklamasını patlattı. Gülşen, Demet Akalın ve Hande Yener’e zaten hep gıcıktı. “Yatak odalarını kliplere taşımasınlar!” dedi. “Müzik için soyunmaya son!” kampanyası başlattı. Müzik sektörünün yüzde 90’ına savaş açtı, çekilen kliplere, şarkı sözlerine, hatta reklamlara itiraz etti, “Subliminal mesajlar veriyorlar!” diye çıkıştı. İçinde çıplaklık olan kliplerin tamamını pornografi yapmakla suçladı. O arada kardeşi çıktı, Facebook’tan aynı anne babadan doğmuş oldukları için aynı fikirde olmaları gerekmediğini söyledi. Kendisinin İzmirli, laik ve Atatürkçü olduğunu ekledi. Kocası İbrahim Gugu, aynı zamanda menajeri ve basın danışmanı. 20 yıllık magazinci, bir ara Can Tanrıyar’ın ekibinde çalışmış. Onlara göre, yüzde 10 hariç, müzik sektöründeki herkes ahlaksız! Niran Ünsal, ‘soyunmanın müzikle ne alakası var’a getirmeye çalışıyor. İyi güzel de kendisinin durumu da bir başka soruyu çağrıştırıyor: Tesettürün, çocuklarını ‘imam hatip’te okutmanın müzikle ne alakası var? Birine pornografi diyorsa, kendi yaptığı da buna giriyor. Ama röportajın evlere şenlik kısmı, ‘Ulusal Algıyı Koruma Yasa’ teklifi. Meclis’e götüreceklermiş. Onu da bir zahmet röportajdan okuyun. Bu arada, yakında tesettür alanında tekstil işine girmeye hazırlanıyormuş, yeni bir kreasyon hazırlamış. Vatana millete hayırlı olsun!

NIRAN-UNSAL-4

İnsanları yargılama hakkını nereden buluyorsun?

-Ben kimseyi yargılamıyorum…

Nasıl yani? “Öyle olmasın, böyle olsun. Şu yapılmasın, bu yapılsın! O yasaklansın!” gibi birtakım hayat düzenleyici kurallar emrediyorsun. Bunu hangi hakla yapıyorsun?

-Benim kişilere yönelik söylediğim bir şey yok!

Nasıl yok? “Lady Gaga gelmesin!” demedin mi?

– “Giyin de gel” dedim. Kötü bir şey mi söyledim?

Bu, onun tarzı! Öyle Lady Gaga olmuş. “O halde gelmesin!” demek yargılamak değil mi?

-Evet kadının tarzı olabilir ama biz de itiraz ediyoruz işte! Allah’tan sosyal medya aracılığıyla yaptığımız baskılar işe yaradı da o ‘porno şov’a, 18 yaşının altında hiçbir çocuk velisiz alınmadı! Sayemizde oldu bu! Siz izlemek isteyebilirsiniz ama ben istemiyorum. Reddediyorum.

Sen reddet, bırak isteyen gitsin… Nasıl bir kafa bu?

-Annelik içgüdüsü kafası bu!

Ben de anneyim…

-Ama siz farklısınız. Ben insanlara öneri sunuyorum.

Bunun neresi öneri? “Pornodur, gelmesin!” demek basbayağı yasakçı bir zihniyet!

-Yoo. “Konser yasaklansın!” demedim, “Lady Gaga gelmesin!” de demedim.  “Giyin de gel!” dedim. Ben ebeveynleri  uyarmaya çalışıyorum. Çünkü kadın pornocu.

NIRAN-UNSAL-3

Madonna da pornocu

Madonna da mı pornocu?

-Tabii bir parça.

Rihanna, cehennemde mi yansın?

-Asla ne münasebet, bana ne! Ama Miley Cryrus Türkiye’ye gelmesin. Ne gerek var yani?  Çok izlemek isteyen varsa, yurtdışında izlesin.

Aynı şeyi birileri sana yapsa hoşuna gider mi?

-Ben kimsenin bilinçaltına hükmeden pornografik, erotik ya da tamamen şiddet unsuru içeren mesajlar göndermiyorum ki. Bu insanlar yapıyor.

Bu söylediklerine gerçekten inanıyor musun?

-Nasıl yani? İnanıyorum tabii.

Biz nereden bilelim bunları ilgi çekmek için söylemediğini…

-Alakası yok! İlgi çekmek için yapılacak o kadar çok şey var ki. Nişantaşı’nda gezmek, alışveriş yapmak, Miami’ye tatile gitmek, açılmak saçılmak, Türkbükü’nde bikinilerle mayolarla gezmek.

Belki şu dönemde ilgi çekmek için yapılacak en iyi şey ‘ahlak bekçisi’ kesilmektir!

-Yok ya ne alakası var? Çayımı alabilir miyim arkadaşlar, çayımı içmek istiyorum. Sigara da içmek istiyorum. Ayşe Arman’la karşı karşıya gelmişiz, tadını çıkarmadan olur mu?

Kendini ahlak bekçisi gibi hissettiğin oluyor mu?

-Asla!

Bütün bu çıkışlarında sence bir tuhaflık yok mu? Sen İzmirli, özgür yaşamış bir kadınsın, şimdi çıkmış tamamen farklı şeyler söylüyorsun…

-Özgür mü yaşamış? Özgür filan yaşamadım! Evet 19 yaşına kadar İzmir’deydim. Ama anne baskısına maruz kaldım. Annem öğretmendi. Otoriter bir kadındı. Ben anne-baba ayrı büyüyen üç kardeşin ortancasıyım. Hiçbir zaman özgür değildim. İstanbul’a geldikten sonra bir yarışmada birinci oldum, kendi hayatımı kurdum ama insanlar beni hep şarkılarımla andılar şükürler olsun.

Ama şimdi bu çıkışlarınla da anılıyorsun…

-Ne güzel, mutlu oluyorum! Gurur veriyor böyle anılmak. Öldükten sonra arkamdan konuşulacak bestelerim gibi bir de bunlar olacak.

Ne diyecekler?

-Diyecekler ki ‘Niran, müzik için soyunmaya son!’ hareketi başlattı ve bu çok güzel bir hareketti…”

Allah aşkına, demin gayet seksi pozlar verdin. Kolların, omuzların açık. Topuklar maşallah. Daracık üzerine yapışan bir pantolon. O halinde bir seksapel yok mu!

-Yok.

Nasıl yok ya? Seksapelin sınırı kime göre değişiyor?

-Benimki porno değil!

NIRAN-UNSAL-1

Kim karar veriyor? Kim “Bu porno, bu erotizm” diyor?

-Bilirkişiler…

Bilirkişi kim? Mesela benim için Madonna porno değil…

-Gençliğimizde biz de dinledik canım. Michael Jackson’lar, Madonna’lar…

Sen birtakım şarkıcıları beğenmiyor olabilirsin, klipleri beğenmiyor olabilirsin. Onlar çocuklara zararlı da olabilir. Bu konuda fikrini de söyleyebilirsin. İfade özgürlüğüdür ama bu yasakçı zihniyet ne iş? “Yasaklansın, kaldırılsın, şu saatten sonra gösterilsin, gelmesin!”

-Yoo hayır. İnan değil…

Nasıl değil ya! Ben buraya aslında samimi olup olmadığını anlamaya geldim…

-Niye olmayayım ki? Gayet samimiyim… Benim pornoculukla suçladığım insanlar var. Hep yaptılar, açılıp, saçıldılar. Allah’tan ki şu aralar yapamıyorlar. Yapamayacaklar da artık. Eskisi gibi olmayacak hayat! Türkiye’de bazı şeyler eskisi gibi olmayacak!

Sen de bunu fark edip şimdiden ona uygun mu davranıyorsun?

-Tabii ki hayır! Ben müzikal ve sanatsal şeylerin daha ağırlıkta olmasını istiyorum. Okey? Yüzün üzerinde bestesi olan, besteci, yorumcu ve yapımcı kimliği olan bir insan olarak konuşuyorum.

Benim de yanlışlarım oldu

Bir defa sen kendi geçmiş yaşamının özeleştirisini yaptın mı?

-Tabii ki. Her şeyi açık yüreklilikle söylüyorum.

Neler söylüyorsun mesela?

-Defalarca tekrar etmenin gerekli olduğunu düşünmüyorum.

Buraya kadar gelmişim,  bana da söyle…

-Yanlışlarım oldu, insanız, hepimizin oluyor. Ama ben bireysel hatalardan bahsetmiyorum. Tüzel ve sektörel şeylerden bahsediyorum.

Yok, ben bayağı bireyseli kastediyorum!

-Bireysel hataları konuşmaya başlarsak, çarşaf çarşaf şeyler dökerim ortaya! Kimsenin sokağa çıkacak yüzü kalmaz! Ama madem istiyorsun ben de her insan gibi geçmişimde hatalar yaptım.

Tam da bunu demek istiyorum aslında, insan şu anda birilerine, “O yasaklansın, bu yasaklansın!” diyorsa, bir dönüp kendine ve kendi geçmiş hayatına bakmalı… 

-Ben onlar gibi davranmadım…

Onlar kim?

-Sektörde şu an çok ismi anılan birtakım şarkıcılar.

Sen onlara mı kızgınsın? Mesele bu mu?

-Türkiye’de sanat ve pornografi bu kadar çok birbiriyle örtüşmemeli. Buna kızıyorum!

Kim ne yaparsa yapsın, sana ne!

-Olur mu öyle şey? Ben pornonun ve şiddetin her çeşidine karşıyım. Subliminal mesajlardan bahsediyorum. Sadece müzikte de değil çizgi filmde de reklamlarda da var. Mesela bir cips reklamı var şu sıralar. Şiddet unsuru içeren iğrenç bir reklam. “Oldukça büyük, oldukça kalın!” filan diyor. Cipsten tutun,  saç boyasına, oradan bir araba reklamına kadar böyle devam ediyor. Kadının arabadan inmesi, eteğinin açılması falan hepsi bize dayatma!

Demin yanlış hayat deneyimlerinde kalmıştık… Senin de yanlış olduğunu düşündüğün hayat deneyimlerin var mı?

-Yanlış evliliklerim var evet.  Yanlış ilişkilerim de oldu. Burada bireysel hatalardan bahsetmiyoruz. Sektörde adı sıkça anılan bir takım isimlerin bireysel hatalarını konuşmaya başlarsak, hakikaten yer yerinden oynar.

Yer yerinden oynasın, ne olur lütfen!

-O zaman Google’a girin, en ünlü sanatçılar, şarkıcılar ya da mankenler kimse isimlerini yazın ve görsellerine tıklayın, bakalım neler çıkacak.

Onlardan biri de sensin. Girdim Google’ a, senin adını yazdım, uyuşturucu kullanmakla ilgili bir sürü şey çıktı.

-Onu geç! Bireysel şeylerden bahsetmiyoruz.

Nasıl yani! Şu an ahlak bekçiliği yapan biri geçmişte uyuşturucu kullandıysa bu konuşulamaz mı?

-Yahu bu ülkede Tarkan’ı bile aldılarsa, neyi tartışıyoruz ki anlamadım yani…

Tarkan “Lady Gaga yasaklansın!” diyor mu, böyle yasakçı tavırlar sergiliyor mu? Geçmişinde bir sürü şey yapmışsın şimdi kalkmış…

– Tüzel bir şeyle, kişisel bir şeyi birbirine karıştırıyoruz şu anda!

Yani sen şunu mu diyorsun “Ben hata yaptım”…

-Evet.

Uyuşturucu da kullandın?

-Evet.

Kötü şeyler de yaptın…

-Evet. Ama ben sahnede insanların önünde esrar mı içtim? Lady Gaga içiyor. Sahnede g-string’le kalan bir şaklaban o! Lütfen internetten girin de bakın bakalım neler yaptığına. Beni böyle bir şeyle asla yargılayamazsınız. Ben kendi geçmişimle yüzleşmiş bir kadınım. İstediğiniz kadar bana bu sorularla gelin ama beni alaşağı edemezsiniz! İzin vermem!

NIRAN-UNSAL-5

Tesettürlü fotoğraf rica ettiler, Kıramadım

Kız kardeşin Facebook’ta aleyhinde bir sürü şey yazdı. Neticede kız kardeşin. İnsan ne hissediyor?

-Dünyanın varoluşundan beri, Adem’le Havva’nın çocukları Habil ile Kabil’in arasında yaşanan kardeş kavgaları, hepimizin içinde tarihi ve vicdani bir yaradır. Vereceğim cevap sadece budur.

Kardeşin, duruma, âna ve adama göre değişen bir kadın olarak anlatıyor seni…

-Benim döneme göre değişen hiçbir tavrım olmadı. Ben hâlâ bu ülkenin bayrağına, Atatürk’e, dinime, bayrağıma her türlü milli ve dini inancıma bağlı olarak yaşıyorum. Okey? Buraya kadar okeyiz ama şöyle bir gerçek var: Benim üzerime basarak ortaya çıkmaya çalışanlar böyle süslü cümleler kuruyorlar…

Seda Sayan, programında “Ama sen de böyle klipler çektin!” dedi ve RTÜK Seda Sayan’a ceza kesti…

-İşkembeden konuşmak onunki.

Sence arkanı hükümete dayayıp herkese dayılanma pozisyonuna mı geçtin?

-Ne alakası var ya? Ben yılda 80 tane konser yapıyorum sevgili Ayşe Arman. Ve ben yıllardır CHP, MHP ve AKP’li belediyeler için konserler veriyorum.  20 yıldır sahnedeyim. Yıllarca Ahmet Kaya şarkısı okudum, beni PKK’lı ilan ettiler, biz ona da “Eyvallah” dedik. Şimdi diyorlar ki “Ne oldu? AKP’yi mi yalıyorsun?” Öyle bir şey yok. Doğru bildiğim gerçekleri konuşuyorum.

Senin aslında sıkı bir sesin ve müzik geçmişin var. Acaba şöyle düşünüyor olabilir misin: “Ben olduğum yerden daha iyi bir yerde olmayı hak ediyordum. Lanet olsun. Bir sürü insan daha fazla para yaptı, daha fazla şöhret oldu! Açılıp saçıldıkları için oldu…”

-Yok hayır! Yılda 80 konser veriyorum. Hem de Nişantaşı’nda, Bebek’te görüntü vermeden. Ben Niran Ünsal’ım, yapımcı, şarkıcı ve besteciyim.

Öyle bir şey söylüyorsun ki, sanki bütün şarkıcılar poposunu, memesini açıyor…

-Yüzde 90’ı evet.

Mesela Nilüfer geliyor aklıma…

-Bir şey diyeceğim lütfen ya, Nilüfer’i örnek verme Allah aşkına. İstisnalar kaideyi bozmaz.

Sezen Aksu geliyor aklıma…

-İstisna onlar.

Sayalım, Nükhet Duru, Zerrin Özer, Candan Erçetin, Nil Karaibrahimgil, Işın Karaca…

-Bunlar, yüzde 10’un içinde.

Saydığım herkese yüzde 10’un içinde diyorsun. (O esnada eşi karışıyor, “Gülşen, Demet, Hande?” diyor)

-Hah, onlar yüzde 90’ın içinde! “Hande’ye Madonna’nın çakması!” deniyor ya. Çin malı çakma Madonna! Daha kötüsü var mı?

Peki senin onlarla derdin ne? Bırak onlar ne yapıyorsa yapsın, sen de ne istiyorsan onu yap…

-Ama sanat ve pornografi birbiriyle bağdaşan şeyler değil!

Abi sen kendin için konuş. Başkalarından sana ne?

-Aynı sektördeyiz. Olmaz öyle şey!

Tesettüre girmenin sebebi ne?  O dergiye pozlar çektirince daha fazla iş alacağını mı düşünüyorsun?

-Anlatacağım ama lafımı kesmeyeceksiniz, okey? Son çıkışlarımdan sonra benimle bir sürü röportaj yapıldı. Aysha dergisi de muhafazakâr kesime hitap eden bir dergi. Bütün kapaklarını inceledim. Hepsi kapalıydı. Derginin anlayışı o. Ama röportajın içinde benim başı açık fotoğraflarım da var…

Normal hayatta tesettürle dolaştığın oluyor mu peki?

-Hayır ama Allah’ın huzuruna çıktığımda tabii ki takıyorum başörtüsünü. Röportaj esnasında tesettürlü fotoğraf rica ettiler. Niye kırayım ki? Yıllarca bu ülkede mankenler, şarkıcılar bir sürü dergiye, neredeyse anadan üryan poz verdiler. Kimse sesini çıkarmadı. Şimdi ben tesettürlü fotoğraf çektirince mi kıyamet koptu?

KARDEŞLERİM CENAZEME GELMESİN

İbrahim benim hem hayat arkadaşım hem can yoldaşım hem eşim hem babam hem oğlum hem arkadaşım. Ben ona hep şey derim, “Seni tanıdığım zamanlarda hiçbir şeyimdin ama şimdi her şeyim oldun!” Benim hayata tutunma sebebim çocuklarım ve eşim. Ailemden hiç kimse hayatta değil artık. İki kardeşim var, ikisiyle de görüşmüyoruz. Onlar da birbirleriyle görüşmüyorlar. Hatta, eşime ve yakın çevreme vasiyet ettim. Çok sade bir tören istiyorum öldüğümde. Ve kardeşlerimi  kesinlikle istemiyorum cenazemde. Toprağa verdikten sonra gelirler, kabirde görürler vs. Sanat camiasından da kimseyi istemiyorum.

NIRAN-UNSAL-2

KADRİMİ, KIYMETİMİ BİLMEYENLER

Bütün bu anlattıklarının altında öfke var…

-Öfke değil. Kırgınlık diyebiliriz.

Kim seni bu kadar kırdı hayatta? “Cenazeme gelmesinler!” diyecek kadar…

-Bu dünyada ve bu hayatta kadrimi ve kıymetimi bilmeyen en yakınım bile olsa gelmesin cenazeme!

Bence bu laf özetliyor seni. Sen bütün dünyaya, “Kadrimi ve kıymetimi bilmediniz!” diyorsun. Terapiye filan gittin mi?

-Yoo terapiye ihtiyacım yok.  Tamamen para tuzağı. En büyük terapi ne biliyor musun? İbadet!

‘Ulusal Algıyı Koruma Yasası’ için Meclis’e gidiyoruz

Peki bütün bunların önünü kesebileceğini nasıl düşünüyorsun?

-Türkiye’de ‘Ulusal Algıyı Koruma Yasası’ çıkartacağız. Meclis’e gidiyoruz bu konuyla ilgili, bir sürü hocayla birlikte. Okey?

‘Ulusal Algıyı Koruma Yasası’ ne demek?

-Türkiye’de internet portallarına, televizyonlara birtakım sınırlamalar getirilecek. Çünkü mesela benim 14 yaşındaki çocuğuma öğretmen ödev vermiş, o da ödevi için internette araştırma yaparken, üç-beş saniye sonra pornografi çıkıyor karşısına.

Google’dan porno izlendiğini bile bilmiyorum…

-Gerçekten bilmiyor musunuz?

Allah belamı versin bilmiyorum…

-Siz röportaj için bir adamla yatağa girdiniz, nasıl bilmiyorsunuz ya… Abi o adamla ne işin var yatakta senin ya?

O zaman sen aslında benim yatağa girerek poz vermemin de yasaklanmasını istiyorsun!

-Belki ‘Ulusal Algıyı Koruma Yasası’nın bir maddesi sizi de etkiler. Bilirkişilere sormak lazım.

Bilirkişi kim?

-Bu konuyla ilgilenecek olan teknik birim.

Kimlerle gidiyorsunuz Meclis’e?

– Biri Sefer Darıcı. Sivas’ta Cumhuriyet Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Subliminal mesajlarla ilgili birçok kitap çıkarmış, ‘Şalcı Bacı’ onlardan biri. Hayatını tamamen şal yaparak kazanan ve asılan bir Türk kadınının hikâyesi. Sonra Burçin Aktükün var, o da ses uzmanı. Subliminal mesajların MP3’lerde kullanılmasıyla alakalı çok ciddi araştırmaları var. Şarkılardaki gizli mesajların çözümlemelerini yapan bir hoca kendisi. Subliminal mesajlar, aklınıza gelecek her türlü ürünün görsellerinde kullanılıyor. Bir sürü çizgi filmde de var. Bunun dışında Yardımcı Doçent Aybike Serttaş var. Bu bir ekip çalışması. Buradaki insanlar da benim söylemlerimi destekleyen akademisyenler.

ARKAMDAN OKUYAN BİRİ OLSUN DİYE ‘İMAM HATİP’E YOLLUYORUM

Samimi inananlar zaten bütün çocuklarını ‘imam hatip’e gönderiyorlar. Sen ilk ikisini göndermedin. Şimdi küçük çocuklarını “imam hatip’e göndereceğim” diye çıkıyorsun…

-Evet.  Gerçeklerim de değişebilir, inançlarım da…

Ne oldu da değişti?

-Ölümler beni etkiledi. Altı yıl boyunca kayıp verdim. Annem, babam, dedem, anneannem, halam, teyzem, manevi annem, amcalarım peş peşe…

Düşündün ki “Çocuklarım hafız olsun!”

-Hayır canım. İki sene önce verdiğim röportajlara bak, o zaman da “Hafız olarak yetiştireceğim!” diyorum. Yeni değil yani. Benim çocuklarımın adı Liva ve Bera. Çünkü Hz. Muhammed Efendimiz’in iki sancağı var. O sancakların isimleri.  Liva 2 buçuk yaşında. Ne eğitimi alacaklarına biz çocuklar doğmadan karar verdik. Şunu anladım ben: Hepimiz öleceğiz. Arkamdan Kuran okuyan bir insan olsun istiyorum…

Bunu başka yerde öğrenemez mi?

-Hayır. Zaten önce Kuran kursuyla başlayacaklar. Dört yaşında. Daha sonra da ‘imam hatip’ te okuyacaklar.

İnsanların senin samimiyetinden şüphelenmesi sence anormal mi?

-Çok az bir kesim var ya samimiyetsiz olduğuma inanan. Onlar benim çok umurumda değil açıkçası. Beni ilgilendiren çoğunluk!

Peki mesela, evlendiğin adamın kalıbına giriyor olarak anılmak seni üzmüyor mu?

-Hakkımda  konuşacak başka bir şey bulamayınca, kişisel geçmiş, bireysel hatalardan giriyorlar. Ne yapsınlar yazık!

Bu arada yüzde 90’a koyduğun o beğenmediğin şarkıcıların albümlerini satın alanlar da var.  Onlara bayılanlar var. Bütün onları dinleyenler de mi ahlaksız? Türkiye’nin yarısını ahlaksızlıkla mı suçluyorsun?

-Rant ve rekabet ortamı bu. Pazarlama her şey! Bir şeyi 10 kereden fazla insanlara dayatırsanız, bilinçaltlarına işlemiş olursunuz.

Şu anda da ülkenin yarısını aptallıkla suçladın!

-Hayır ne alakası var!

Yorum Bırak

four × five =