MİLKA

Ya bebeğimi sevmezsem?
Çok mutluydular.

Şahane bir hayatları vardı.

Çalışıyorlar.

Arkadaşları, dostları, gece hayatları…

Çok sosyaller. Her gece bir yerdeler.

Geziyorlar, tozuyorlar ve bir gün…

MILKA-4

Milka hamile kaldı…

Hamile kaldığında 38 yaşındaydı.

Öyle zannettiğiniz gibi havalara filan uçmadı.

Korktu.

Sevdiği adamla ilişkisi değişecek, düzeni değişecek, tuğla tuğla ördüğü hayat elinden kaçıp gidecek diye korktu. Sanki o bebek, altındaki halıyı çekecekmiş gibi geldi ona.

Ben de “Başına gelen en güzel şey! Talih kuşu kondu, haberin bile yok” dedim durdum. Öyle gözlerini dikip baktı bana.

MILKA-1KAFA YORMADI

Düşündüm ki, hamileliği ilerledikçe değişir, havaya girer…

Ih ıh. Öyle olmadı.

Hazırlık-mazırlık yapmadı.

Normal bir anne adayı gibi, bebek kıyafetleri satan mağazalarda dolaşmadı, o puset mi iyi, bu puset mi iyi diye kafa yormadı.

Bebek odasına takılmadı.

Hamileydi ama değil gibiydi sanki.

İŞİ DAHA ÖNDEYDİ

Aşermedi. Duygusallaşmadı. “Dünyadaki bütün çocukları seviyorum”havasına girmedi.

Çalışmaya devam etti. İşi, tasarladığı takılar, mücevherler bebeğinden sanki daha öndeydi. Hamileliğin tadını çıkarmak aklından bile geçmedi.

Anne olacağım heyecanını duymadı.

Bir de açık sözlüdür, arada soruyordu: “Eminsiniz değil mi, ben doğurunca bebeğimi seveceğim…”

MILKA-2KAKARA KİKİRİ!

Yanlış anlamayın…

Öyle duyarsız, kayıtsız biri değildir Milka.

Dünyanın en tatlı, en sevgi dolu kadını.

Fakat bir türlü annelik havasına giremedi.

Ben de onu ilgiyle izliyordum.

Atipik bir durum diye. Bir keresinde hiç unutmuyorum, Nişantaşı’nda bir yerde ‘baby shower’ı olmuştu.

Evli ve çocuklular mekânın içinde, bekârlar dışarıda…

Milka, kendini kesecek gibi oldu içeride! Çünkü evli ve çocuklular, çocuklarından başka hiçbir şey konuşmuyorlardı.

– Sen hangi okula verdin, hangi aktivitelere gönderiyorsun, hangi puseti kullanıyorsun, dadı meselesini ne yaptın, aşıları ne durumda, hangi doktora götürüyorsun?

Zor attı kendini dışarıya!

Karnı burnundaydı ama kendini çocuklular grubuna ait hissetmiyordu.

Bekâr takımı daha eğlenceliydi, onlar kakara kikiri…

DELİRMİŞ Mİ?

Evli olmayıp hamile kalan bir kadının en büyük derdi, bir an evvel evlenmektir.

Milka, Deniz’i çok sevmesine rağmen, bu konuda da farklı davrandı. Yangından mal kaçırmaya kalkmadı.

“Aceleye getirmeyelim” dedi.

Herkesin “Delirmiş” diyeceği bir kadın! Derken evlendiler ama çok sonra…

Doğuma üç gün kala… Aileler istedi diye… Kıramadıkları için…

Doğumu da kolay olmadı, 26 saat sancı çekti, bebek bir türlü kanala girmediği için sezaryene alındı. Ama sonunda bebeği Mayra doğdu.

Milka’nın yanağına koydulaaar. İşte o anda… “Ya bebeğimi sevmezsem?”diye endişelenen kadın gitti, yerine başka biri geldi.

Bakın nasıl anlatıyor Milka: “Cingöz bir şeydi. Kocaman iki göz. Hiç ağlamadı, öyle bakıyor, bizi süzüyor, Deniz’le beni.

Sanki neler olup bittiğini anlamaya çalışıyor.

Var ya bendeki o yabancılık hissi gidiverdi.

Yaşadığım değişime ben bile şaşırdım.

Bebeğime karşı inanılmaz bir aşk duyuverdim.

Günden güne de artıyor, üstelik bazen sevgiden delirecek gibi oluyorum.

Doğumdan bir ay önce yatılı bir kadın başlamıştı.

Çünkü ne bebek bakımı bilirim ne başka bir şey.

MILKA-3

Hastaneden geldikten sonra, ‘Özür dilerim sizinle çalışamayacağım, kendinize başka bir iş bakın’ dedim.

Çünkü bebeğime kimse dokunsun, kucağına alsın istemiyordum. Her şeyi ben yapayım…

İnanır mısın yapıyorum da…

Nereden biliyorum en ufak bir fikrim yok…

Ama biliyorum.

Ve şu anda tam buldumcuk oldum!

Henüz iki aylık bile değil Mayra ama nereye gitsem onu paket gibi yanımda taşıyorum.

Bakıp bakıp, dünyanın en güzel şeyini yarattığımı düşünüyorum. İşe de geliyor benimle.

İnanılmaz mutluyuz! İşin garibi, bütün bebekleri ve çocukları sever oldum.

Başka bebek görünce de gözlerim doluyor.

Mayra ağlayınca ben de ağlıyorum, o gülünce ben de gülüyorum, nasıl bu kadar değiştiğime ben de inanamıyorum.

Bu kadar güzel bir şey olduğunu bilseydim çok daha önceden çocuk yapardım, hem de birkaç tane…

Ama dur daha vaktim var, belki bir tane daha çıkarıveririz aradan!

O efsane doğruymuş, hayatta annelikten daha güzel bir şey yokmuş!

Kendinden daha çok sevebileceğin biri, insanın hayatını, kişiliğini gerçekten değiştirebiliyormuş!”

 

Fotoğraf: Şengül Pallı

Yorum Bırak

twelve − 2 =