Manyak sevgilim

-MANYAK’ın karısı sen misin?

-Manyak kim?

-Manyak Ethem…
-Manyak mı, değil mi bilmem ama ben Ethem’in müstakbel eşiyim…
-Haaaa, “müstakbel” olduğuna göre daha henüz imza atılmadı. O zaman sana tavsiyem, ileride duran o araba var ya, sizin düğün arabanız… Yol yakınken ona atla ve imza atmadan kaç… Bu iyiliğimi de hayat boyu unutma!”
Bu konuşma, 26 yıl önce Çeşme’de Manyak Ethem’in Galatasaray Lisesi’nde bir arkadaşıyla Ferda arasında geçiyor.
Müstakbel karısı Ferda.
Ferda Üster; Ethem’le, Galatasaray Liselilerin taktığı isimle “Manyak Ethem”le o gün evleniyor.

MANYAK ETHEM’LE MANYAK GÜZEL BİR HAYAT

26 sene rüya gibi, delidolu, “manyak güzel” bir hayat yaşıyor.
Neredeyse tamamı Paris’te geçiyor.
İki şahane oğulları oluyor.
Maceradan maceraya koşuyorlar, rengârenk bir hayat onlarınki, hep sürprizlere açık…
Evet, Ethem’in gerçekten sağı solu belli değil, içinden geldiği gibi yaşayan, başkalarının kurallarını iplemeyen, müthiş özgür bir ruh o.
Üstelik fevkalade zeki ve nevi şahsına münhasır biri.
Ferda kocasına da hep âşık.
Manyak Ethem, yani Eto, onun “hayat ışığı”.
Ethem’le her an her şey olabiliyor, bir tek şey olamıyor, sıkıcı bir hayat…

HAYATINDAN GÜNEŞ ÇEKİLİYOR GİBİ OLUYOR

İşte bu sıra dışı çift, senelerce Paris’te yaşadıktan sonra İstanbul’a taşınıyorlar, hayata geçirmek istedikleri tonlarca şey var, birlikte yapmak istedikleri şeylerin sınırı yok ama hesapta olmayan bir şey çıkıyor.
Eto kanser oluyor.
Akciğer kanseri.
Her şey o kadar hızlı gelişiyor ki, Ferda 6-7 ay içinde sevgili eşini kaybediyor.
Hayatından “güneş” çekiliyor gibi oluyor.
Hayat ışığı yok artık.
Ama iki tane oğlu var.
İşte onların ricasıyla, “Manyak Ethem”i anlatan bir kitap yazıyor.
Kahkahalarla okuyacağınız ve gerçekten de Ethem’in ne kadar manyak, tatlı ve iyi kalpli olduğunu anlatan bir kitap.
Sonunda hastalık yok.
Acı hiçbir şey yok.
Bu sıra dışı adamın tatlılığı, farklılığı ve iyi kalbi var.
Meğer Galatasaray Liselilerin -Fatih Altaylı’nın döneminin- yakından tanıdığı biriymiş Manyak Ethem, ben tanımıyordum ama Ferda’nın kitabını okuyunca tanımış kadar oldum.
Huzur içinde yatsın.
Gerçi öyle tatlı bir adam ki, oralarda da bir manyaklık yapıyordur!

AŞKINIZI ANLAT Kİ BABAM HEP YAŞASIN!

Oğlanlar, annelerinden rica etmişler, “Babamla yaşadığın o güzel aşkı, sevgi ve saygı dolu hayatı en ince detayıyla kitap olarak yaz ve miras bırak. Biz de çocuklarımıza okutalım. Babam hep yaşasın bizimle…”
Ferda da “Benim öyle bir kabiliyetim yok, yazar değilim!” demiş.
Ama bence harika yazmış.
O kadar sahici ve samimi ki.
Aşklarının büyüklüğüne hayran kaldım.
Manyak sevgilim” diye hitap ettiği kocasının ardından yazdığı kitaba da…
Kutluyorum.
Ferda ile Ethem’inki kadar büyük aşklara kadeh kaldırıyorum.
Hep aşkla kalalım…
2016 için dileğim bu.
Başka dileklerim de var, ama en önemlisi bu…
Çünkü biliyorum bizi sadece sevgi kurtarır.
Ferda Üster’in “1 Hayat, 2 İnsan” kitabı Alfa Edebiyat’tan çıktı, denk gelirseniz mutlaka okuyun.


HAMİŞ:

Peki benim nasıl haberim oldu bu kitaptan? Bir Fransız giyim markası var, Topağacı’nda dükkânını gördüm. Vitrindeki o gri paltoya öldüm. Daldım içeri. Şahane paltoyu üzerime giydim. “Pek yakıştı!” dedi bir kadın sesi. “Ama pazartesi gelin alın, yüzde 50 indirime girecek.” İşte Ferda’yla böyle tanıştık. O mağazanın müdürüydü. Görür görmez sevdim. Mağazadan çıkarken de hafif mahcup, “Ben bir kitap yazdım, size bir tane verebilir miyim?” dedi. “Ne kitabı?” dedim. “Roman mı?” dedim. “Yok hayır” dedi, “Kocamı anlattım, Manyak Ethem’i…”

Yorum Bırak

10 + five =