Kadınları korumak devletin görevi değil mi? Ümmühan’a yaşamak haram mı?


BU kaçıncı Ümmühan yazım bilmiyorum.
Çünkü dilim tutulmuş vaziyette.
Filmde görsen, “Yok artık, bu kadarı da olmaz! Abartmışlar!” dersin.
Kocası olacak adam, “Boşanmak istiyorum!” diyen Ümmühan’a 4 kurşun sıktı, biri hâlâ belinde.
Ölmemesi mucize!
Adam, cinayete tam teşebbüsten 12 yıl 8 ay yedi. Ve cezaevinden haberler göndermeye başladı: “Ben bitti demeden bitmez. Buradan çıkınca hesaplaşacağız. Yarım bıraktığım işi bitireceğim. Seni öldüreceğim!”
Ümmühan da devlete sığındı.
Aklınıza gelebilecek her yere gitti, şikâyette bulundu, mektupları gösterdi, “Beni koruyun!” diyor.
Ümmühan yaşayabilmek için devlete sığınırken, devlet n’aptı? Cinayete teşebbüs eden adamı, yarıaçık cezavevine gönderdi. Sanki izne çıksın da Ümmühan’ı vursun diye…
Ümmühan yine devlete başvurdu.
“Zor durumdayım!” diye.
“Beni koruyun!” diye.
Devlet n’aptı?
“Kaç Ümmühan kaç” dedi.
“Malını, mülkünü, varını yoğunu sat, ocağını terk et, izini kaybettir, başka bir yerde yaşa!”
E ona yeni kimlik verdi!
Eski adıyla Ümmühan’ın dertleri bitti mi?
Buyurun, Ümmühan’ın ağzından dinleyin…

ummuhan

Eski kocan tarafından 4 yerinden kurşunladın. Hatta kurşunlardan biri belinde. Seni öldürmeye teşebbüs eden adam, 12 yıl 8 ay ceza yedi. Ama iyi halden yarıaçık cezaevine nakledildi… Ve sonra n’oldu?

– Sonra beni tehdit etmeye başladı: “Ya benim olursun ya toprağın!” Cezaevinden mektuplar gönderiyordu. “Çıkınca tekrar beraber olacağız. Devam edeceğiz. Yoksa yarım bıraktığım işi mutlaka bitiririm, seni öldürürüm!” Bunları açık açık yazmış. Yok efendim, şu an kafeste kapatılmış bir aslanmış. Bir gün bu kafes açılacakmış ve hesaplar görülecekmiş.
O “Bitti!” demeden bitemezmiş…

Peki sen n’aptın?
– Savcılığa dilekçe yazdım. Mektupları da sundum. Şikâyetçi oldum yani. Devlete gittim, durumu anlattım…

Devlet ne yaptı?
– “Kaç Ümmühan kaç!” dedi. “Tehdit altındasın. Bizim sana önerebileceğimiz tek şey, yer değiştirmen!” Devlet bana “İzini kaybettir!” dedi kısaca. Kaçmak da dünyanın en feci şeyi ama ölmekten daha iyidir diye yaptım. İzini kaybettir derken, “Eski Ümmühan’ı göm!” demeye getirdiler. Gömdüm. Benim bir işyerim vardı. Kapattım. İki katlıydı, altı kuru temizleme, üstü terzihane, 30 tane elemanım vardı. Herkesin hürmet ettiği bir işkadınıydım. Tüm bunların hepsini kapadım. Ne için? Yaşamak için. Ve çocuklarımı korumak için. Çünkü devlet koruyamadı, koruyamıyor. Bir adam, bir insana bu kadar zarar verebilir mi? Verdi. Her şeyden vazgeçtim. Ölmeyeyim diye hayatımdan vazgeçtim…

Bütün mercilere başvurdunuz mu?
– Elbette. Bakanlığa kadar çıktım. Orada birileriyle görüştüm. Yapmam gereken en iyi şeyin, işyerimi kapatıp, her şeyi satıp, başka bir yere göç etmem olduğunu söylediler. Acı ama gerçek bu.

Peki kaçmak yetiyor muymuş?
– Hayır. Çünkü yeni bir hayat kurmak gerekiyor. Ve bu kolay değil.

Kaç zamandır kaçaksın?
– Bir sene oldu. Ocağımdan, yurdumdan uzakta, bambaşka bir yerde yaşam sürüyorum.

Çalışabiliyor musun?
– Maalesef hayır! Sağ olsunlar yeni bir kimlik verdiler, 6 aylığına. Ama 6 ay sonra bu kimlikle mi devam edeceğim, yoksa yeni bir kimlik mi alacağım, belli değil. E şimdi bir işe girsem ne diyeceğim? Ben kimim? Eski ben mi? Şimdiki ben mi? 6 ay sonra başka biri mi olacağım? Ben bile artık kim olduğunu bilmediğim bir kadınım…

Başka bir ismin var şimdi öyle mi?
– Evet. Suçu işleyen o. Kaçan, göçen, başka bir kimlikle yaşayan benim! İşin tuhaf, benim çocuklarım var, kimliğimde kızım görülmüyor. Böyle saçma şey olur mu? Üstelik 17 yaşında. Ona bir şey olsa, ben velisi olarak değerlendirilmeyeceğim. Üniversite sınavına girecek. Yanına gidip, “Annesiyim” diye kimlik gösteremeyeceğim…

Çocukların da bu yeni kimliğine eklenmesi gerekmiyor muydu?
– Tabii ki ama eklenmemiş. Niye bilmiyorum. Cevabını bilmediğim o kadar çok soru var ki. Bu kimliğe göre ben hiç evlenmemişim, çocuğum da yok…

Çocuklarını görebiliyor musun?
– Uzun süre ayrıydım. Allah’tan şimdi kızımla birlikteyim fakat oğlumun yanına gidemiyorum. O başka bir şehirde çalışıyor ve bize para gönderiyor. O parayla geçinmeye çalışıyoruz, başka gelirim yok. Evden dışarı bile çıkmıyorum. Başıma bir şey gelir, birilerinin başına iş açarım diye…

Bütün bunların sebebi ne?
– Devletin kadınları koruyamaması! Bu ülkede kadının değeri yok, önemi… Başka bir açıklaması var mı? Ben ölümlerden dönüyorum. Beni öldürmeye teşebbüs eden adam 12 yıl içeri giriyor. Ama adalet onu iyi halden affediyor, yarıaçık cezaevini ona layık görüyor ki… Çıkıp bu sefer beni öldürsün! Devlet de bunu bildiği için, “Kaç, saklan!” diyor, bana yeni kimlik veriyor. Şaka gibi.

Neden adama doğru dürüst ceza verip, seni adamdan kurtaramıyorlar?
– Hah işte soru bu! Ağzınıza sağlık. Bilmiyorum niye yapmıyorlar. Neden bu Allah’ın belası katiller, istismarcılar hak ettikleri cezaları almıyorlar, bilmiyorum.

Devletin bir kadını koruyamaması nasıl bir acizliktir, böyle bir şey olabilir mi?
– Oluyor işte. Benim durumum ortada. Ben bu sorunları yaşıyorsam, eminim başka kadınlar da yaşıyordur. Hatta, kat kat kötüsünü yaşayan vardır. Ben yine de şanslıyım, en azından hayatta kaldım. Hayatta kalan nadir kadınlardan biriyim. Ama el insaf ya, kadınlara da bu kadar eziyet çektirmeyin! Bunların tek sebebi, bu suçlu adamlara hak ettikleri cezasının verilmemesi…

Yorum Bırak

one × 1 =