O kadar inanmadım ki Zaytung haberi zannettim!


PAZAR günü Bülent Ersoy’la röportaj yaptım. Bugün de “Dünya Güzellerim”in bir diğer starı Burcu Esmersoy’u ve programının yönetmeni Mustafa Kotan’ı okuyacaksınız…

Nasıl haberin oldu bu programdan?
– Görüşmek istediklerini söylediler. Programın yapımcısı Uygar Ataş, “Burcucum, biz yeni bir projeye başlıyoruz. Safiye Soyman, Banu Alkan ve Bülent Ersoy’la Hindistan’a gidiyoruz! Sen de geliyorsun!” deyince, “Hadi canım!” dedim. O kadar inanmadım ki, kamera şakası zannettim! Sonra, “Zaytung haberi mi yoksa?” dedim. Sonra baktım ki ciddi, “Böyle bir fırsat kaçmaz!” diye projenin üzerine atladım…

Neden?
– E hayatta kaç kere başına gelebilir ki? Bir de Bülent Ersoy’a çok hayranım. Daha önce birlikte çalıştık. İşine aşkla bağlı olan insanları seviyorum. Ona çok saygım var. Sesine, kendisine, hem karakterine…

Ve iyi anlaşıyorsunuz…
– Tabii tabii. Zaten o beni istemese olmazdı. Safiye Soyman’ı da tanıyordum. Banu Alkan’ı hiç tanımıyordum, burada tanıma fırsatına sahip oldum. Merak ediyordum, hâlâ parmak ucunda mı yürüyor diye. Gördüm, zaman zaman yürüyor. Hepsi çok profesyonel bu arada…

ÖYLE ÇOK MACERA YAŞADIK Kİ BENİM ASKERLİK HİKÂYEM OLACAK ANLAT ANLAT BİTMEYECEK!

Yemeklerle sorun yaşıyor musunuz?
– İlk günler, bayıla bayıla Hint yemeği yiyorduk. Sonra o kokunun vücuduma sindiğini fark edince, o yemeklerden uzak durmaya başladım. Şimdi salata malata idare ediyorum. Safiye Hanım’ın dolabında maşallah envai çeşit peynir var. Kimi, sabah zeytin getiriyor kimi peynir…

Odalarda mı buluşuyorsunuz?
– Evet. Türk kahvesi seanslarımız da var! Bir sürü şeyi birlikte yapıyoruz. O kadar çok macera yaşadık ki, benim askerlik hikâyem gibi olacak, anlat anlat bitmeyecek…

BU KADAR YOKLUK VARKEN İNSANLAR YİNE DE MUTLU VE HUZURLU

Hindistan’da seni en çok ne etkiledi?
– Bu kadar yokluk varken, insanların yine de huzurlu ve mutlu olabilmesi! Sinirleri alınmış gibi. Dün mesela iki araba önümüzde birbirine çarptı, el sallayıp devam ettiler. İstanbul’da birbirlerini döverlerdi! Gerçekten bambaşka bir enerji var burada…

Senin kaç bavulun var?
– Üç.

E azmış… Komplekse girmedin mi Bülent Hanım’ın bavullarıyla?
– Yok ya! Ben kendisini iş yaparken de işe hazırlanırken de gördüğüm için, o getirdiği bavulların içinden çıkardığı her şeyi 30 gün boyunca kullanacağından eminim. Bavullarında fazladan tek bir parça bile yok! Ama tabii gözlükleri için ayrı, takıları için ayrı bavul var…

ERKEK KONUSUNDA ÇOK BELLİ BİR ZEVKİM YOK!

Senin, Hintli bir adama âşık olabilmen mümkün mü?
– Zor. Ama ben neyi büyük söylediysem başıma geldi. O yüzden “Mümkün değil!” demeyeyim, buradan evlenip dönerim filan Allah göstermesin! Benim ne yapacağım belli olmaz biliyorsun. Erkek konusunda da çok belli bir zevkim yok maalesef. O yüzden bir şey söyleyemem. “İnşallah olmaz!” diyelim…

MUSTAFA KOTAN: BİZE MALZEME VERECEK KADINLARI SEÇTİK
MUSTAFA Kotan, pek çok insanın yakından tanıdığı bir yönetmen… Annesi-babası o küçükken boşanmış. Albümlere dönüp annesinin babasının fotoğraflarına baktığında, onların hep Bülent Ersoy’la Maksim’de çekilmiş fotoğraflarını görüyor. “Bülent Hanım’ın benim için böyle de bir anlamı var. O, annemin-babamın mutlu günlerinden bana bir hatıra…” diyor. Ersoy’a saygısı büyük, “Bülent Ersoy olmasaydı bu işe asla girmezdim!” diyor.

Bu program, 4 tane ünlü kadının yurtdışında yaşadıkları ve başlarına gelen olaylar öyle mi?
– Evet, ünlü, çılgın, renkli kadınlar. Ama en önemlisi, bize malzeme verecek kadınlar. Ve tabii, izleyicinin kalbinde taht kurmuş kadınlar… Şimdilik Hindistan, Nepal ve Vietman, ama ikinci, üçüncü sezon olursa Afrika ve Güney Amerika ülkelerini de düşünüyoruz.

Nereden çıktı peki bu?
– Yapımcımız Uygar Ataş’tan. “Böyle böyle bir Kore formatı var” dedi. Formatın orijinali 4 adam. “Kadınlarla yaparsak, ben varım” dedim. “Kim o kadınlar mesela?” “Bence Bülent Ersoy!” dedim. “Asla kabul etmez!” dedi ama etti…

BÜLENT ERSOY’UN PROGRAMDAN ALACAĞI PARA BAVULLARINDAKİ EŞYALARINI KARŞILAMAZ!

Nasıl ikna ettiniz?
– Kolay olmadı. Bülent Hanım’a para filan vız gelir tırıs gider, programdan alacağı para, onun bavullarda getirdiği eşyalarını karşılamaz. Fikri yaratıcı buldu. Şu ana kadar da müthiş şeyler çektik. Hiç bu kadar samimi göremeyeceğiniz halleri olacak, tek başlarınayken bize malzeme verecek insanları seçtik…

“Malzeme verecek” tam olarak ne demek?
– İnsanların televizyonda izlerken, “Bunlar şimdi n”apacak acaba?!” diyeceği insanlar. Dördü de öyle. Aralarında atışmalar da oluyor. Ama hepsi çok profesyonel olduğu ve hepsi yıllardır bu işin içinde olduğu için duracakları yeri biliyorlar. Birbirlerine saygıda kusur etmiyorlar. Bir de hepsinin Bülent Hanım’a büyü bir saygısı var.

Nasıl bir kişilik Bülent Ersoy?
– Şu ana kadar pek çok iş yaptım, pek çok starla çalıştım. Ama o çok özel. Çalışabileceğim daha üstü yok, öyle söyleyeyim…

Nasıl yani?
– İşini bu kadar ciddiye alan yok. Bir taraftan bu beni mutlu ediyor, bir taraftan da mutsuz. E çünkü kolay bir kişilik değil. Ama ben bu kadar hazırlık yapan kimseyi görmedim. Aşırı profesyonel…

Yorum Bırak

13 − 11 =