Eşim ve bebeğim ölmedi, öldürüldü!

KİMİN içi parçalanmaz ki? Birbirini çok seven, değer veren, tertemiz bir çift, iki ay sonra bebekleri Mercan’ı kucaklarına alacaktı…
Ama karşı şeritteki sorumsuz bir şoför, üst üste trafik ihlalleri işledi, hız sınırını aştı, kontrolsüz şerit değiştirdi, üç aracın kaza yapmasına yol açtı. Yetmezmiş gibi refüje çarptı, oradan kopan bir kaya parçası da Ümit Gençer’in kullandığı arabanın camına sonra da Hülya Erşah Gençer’in kafasına isabet etti ve onu aramızdan aldı…

Hülya ve karnındaki Mercan hastaneye yetiştirildiği halde öldü! Pisi pisine! Hıyarın teki trafik kurallarına uymadı diye…

İsyan etmemek, delirmemek mümkün değil! Üstelik sorumsuz sürücü hâlâ serbest, ceza bile almıyor…

Kaç gün oldu eşiniz Hülya’yı ve doğmamış bebeğiniz Mercan’ı kaybedeli?
80 gün oldu. Hülya ve Mercan, 10 Ocak’ta öldürüldü. Benim için ölmediler, öldürüldüler!

Olay nasıl oldu bir daha anlatabilir misiniz?
Biz Belgrad Ormanı’nda yürüyüş yapmış, arabayla evimize dönüyorduk. Karım Hülya 7 aylık hamileydi, yanımda oturuyordu. Arkada da bir arkadaşımız vardı. Birden bir kaya parçası ön camı patlattı ve Hülya’nın kafasına isabet etti. Hastaneye yetiştirmemize rağmen, eşim, karnında bebeğimizle öldü…

Neden bu bir kaza değil?
Çünkü bu, kendiliğinden olmadı! Bu ülkenin ehliyet belgesi verdiği bir şahıs, karşı şeritte, emniyet şeridini ihlal etti. Hız sınırını ihlal etti. Kontrolsüz şerit değiştirdi. Resmen makas attı. En az üç aracın kaza yapmasına sebep oldu. Sonra refüje çarptı. Oradan havalanan kaya parçası da bizim camımıza isabet etti. Yaptığı trafik ihlalleri neticesinde iki canı bu hayattan aldı götürdü. Resmen öldürdü onları. Bu nasıl kaza olur? Her şeyin görüntüsü mevcut. Bu adam, bal gibi suçlu ama hiç ceza almıyor. Hâlâ aramızda araç kullanmaya devam ediyor. Yeni canlar almak üzere. Bu, adalet olamaz!

Siz neler hissediyorsunuz?
Bu haksızlığa isyan ediyorum! Çok üzgünüm, çok öfkeliyim. Çünkü o günden beri, hukuksal saçmalıklarla boğuşuyorum. Katili serbest bırakan yargıcın, katilin yalan beyanına rağmen serbest bırakmış olması bu ülkenin hukuk ve adalet mekanizmalarının ne kadar hatalı olduğunu gösteriyor.

Peki kazaya sebebiyet veren şahıs ne diyor? O kendini nasıl savunuyor?
Önüne aniden bir TIR çıktığı için başka şeride geçmek zorunda kaldığını söylemiş. Yalan! Çünkü görüntüler var. Tahminimiz, olayın görüntüleriyle, ifade karşılaştırılmadan serbest bırakıldı. Tam Hisseli Harikalar Kumpanyası!

Sizinle röportaj yaptığımızdan beri hiçbir gelişme olmadı mı yani?
Hayır. Biz olayın olası kast kapsamında ağır cezada yargılanması için gerekli girişimlerde bulunduk. Çünkü söz konusu kişinin, geçmişte de en az 10 trafik cezası var. Ama ne yazık ki, hukuksal olarak bir gelişme yok. Yazıklar olsun ki yok!

Peki o sürücü nerede şimdi?
Nerde olacak? Boğaz’da çay-kahve içip arabasıyla turlayıp keyif yapıyordur. Çünkü yalan ifadeye rağmen serbest!

Hiç mi ceza almayacak yani?
Ülkemizde çocuklara da taciz ve tecavüz ediliyor, “Bir kereden bir şey olmaz!” deniyor, böyle bir ortamda, benim hayatımdan alınan canlar için de böyle denilirse hiç şaşırmam! Trafik cezalarıyla ilgili ağır yaptırımlar getirilmeli. Bunu herkes söylüyor fakat karar alabilen yok. Umarım bizim davamız, emsal teşkil eden bir kararla sonuçlanır, insanlar, trafik ihlallerinin ağır bir bedeli olduğunu görür ve artık trafik kurallarına uyar. Ben hâlâ umudumu kaybetmedim. Hukuksal süreçte yaşanan saçmalığın düzeldiğini görmeden de pes etmeyeceğim. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceğim.

ŞİMDİYE KADAR 48 BİN KİŞİ DESTEKLEDİ
İMZA kampanyası etkili oldu mu?

Elbette. Savcının iddianameyi olası kast kapsamında değerlendirmesinin gerekliliğiyle ilgili aynı düşüncede olan yaklaşık 48 bin kişi var. Her geçen gün de bu sayı artıyor. Bu haberi okuyanlar da imza kampanyamıza katılırsa çok makbule geçer. Desteğini esirgemeyen herkese çok teşekkür ediyorum.

Siz aynı evde misiniz hâlâ?
Evet, eşimle çok mutlu olduğumuz bu evi değiştirmek gelmedi içimden. Her sabah fotoğrafını öperek güne başlıyorum. Bazen ben bile nasıl ayakta durduğuma hayret ediyorum. Ama ayaktayım. Karımı ve çocuğumu benden alan şahıs cezasını alıncaya kadar da ayakta olacağım!

İmza kampanyasının adresi: https://www.change.org/p/trafik-canavar%C4%B1-e%C5%9Fimi-ve-do%C4%9Fmam%C4%B1%C5%9F-bebe%C4%9Fimi-ald%C4%B1-katili-yarg%C4%B1lans%C4%B1n-h%C3%BClya-er%C5%9Fah-gen%C3%A7er
METRİS ÜNİVERSİTESİ’NDEN (METU) HABERİNİZ VAR MI?
İNSANOĞLU zorda kaldığında, baskıya uğradığında yardımına koşan yakın bir arkadaşı var: Mizah.Gönüllü bir grup, tutuklanan akademisyenlere destek olmak amacıyla, Metris Üniversitesi’ni kurmuş bulunuyor. Bu üniversite ne yazık ki, “mecburi yatılı”. Temelleri 12 Eylül 1980 tarihinde atılmış.

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile Kamu Düzeni ve Güvenliği Müşteşarlığı arasındaki özel protokol ile hayata geçirilen istisnai bir yükseköğrenim projesi.2014 yılında da Silivri’de yeni kampusun inşasına başlanmış. Sloganları da: “Susma, sustukça MetrU sana gelecek!” Son derece eğleneli, neşeli, renkli ve yaratıcı bir site, bir göz atın derim… www.metrisuni.com

 

Yorum Bırak