Bir günde mekân yenileyen iki şahane kadın


Yine o gün…
Yürünmeyen yollarda yürüyen kadınlar günü…

Bugün çok yaratıcı iki kadınla tanıştıracağım sizi…

Elmon Pekmez ve Nükhet Boz.

İki şahane mimar. Hızlı, pratik ve çok tatlılar. Çok genç görünüyorlar ama meslekte 17’nci yılları. Son derece tecrübeliler yani. Ayrıca Nükhet’in üç, Elmon’un iki çocuğu var. Herkese, her yere, her şeye yetişen kadınlar onlar.

“Boom Room” diye bir konsept geliştirdiler. Şu ana kadar da 242 “Boom Room” gerçekleştirdiler. “Boom Room” ne mi demek? Siz, sıkıcı bulduğunuz mekânınızı -bu bir oda olabilir, bahçe olabilir, dükkân olabilir, cafe olabilir ya da çocuğunuzun yatak odası olabilir- değiştirmek için diyorsunuz ki, “Şöyle bir bütçem var. Şu şu renkleri seviyorum. Şöyle bir mekân hayal ediyorum, siz burayı boom’layın” ve sonra kenara çekiliyorsunuz…

Nühket ve Elmon sizin için çalışıyor. Çok çok kısa bir sürede, mesela iki hafta sonra, bir tam günde, evet yanlış okumadınız, bir gün içinde, 30 kişilik bir ekiple gelip, sihirli ellerini dokunduruyorlar…

Veee… Sabah çıkarken bıraktığınız o sıkıcı mekân, akşama bambaşka bir yere dönüşüyor, sonra da siz mutluluktan ağlıyorsunuz! Bence çok sıkı bir girişimcilik örneği. Bugüne kadar Gülben Ergen, Buse Terim, Bergüzar Korel, Tolga Çevik gibi ünlülerle de çalıştılar. Sürekli yeni projeler geliştiren iki pırıl pırıl beyin, şimdi de “Boom Express” diye yeni bir proje geliştiriyorlar. Bu demektir ki daha da hızlanacaklar…

-Siz iki mimarsınız. Ve “Boom Room” diye konsept geliştirdiniz. Nedir “Boom Room”?
“Boom” patlama. “Room” da oda ya da mekân. Yani mekânda patlama! Sabah enerjisiz, eksik, demode, boş, sıkıcı, bir yer olarak terk ettiğiniz mekânınız, akşam geldiğinizde inanılmaz bir patlama yaşamış ve baştan yaratılmış oluyor! Hem de tüm detaylarına kadar düşünülmüş bir halde…

-Nasıl yani?
Sofrasına kadar kurulmuş, başucu suyuna kadar konulmuş, resim çerçevelerine kadar dizilmiş olarak! Mekân sahipleri de, gördüğünde ya şaşkınlık geçiriyor ya da çığlık atıyor. Ağlayan, gülen, “Sihir yapılmış gibi” diyen çok oluyor. Ortak noktaları hepsinin çok mutlu olması. Bu da bizi mest ediyor!

-Harika! Peki “Boom Room” isteyen n’apıyor?
Bize ulaşıyor. Karşılıklı yapılan bir görüşmede, bütçesini ve taleplerini bize iletiyor. Biz 15 gün bu verilere göre tüm hazırlıklarımızı yapıyoruz ve bir sabah o mekâna erkenden girip, akşamına teslim ediyoruz…

-Şu ana kaç “Boom Room” oldu?
250’ye yakın. Sanırım 242…

-Amma çok olmuş… Deli bir tempoda çalışıyor olmanız lazım… Nasıl yetişiyorsunuz her şeye?
Sorma! İnanılmaz bir organizasyon ve mesai gerektiriyor. Birimizin iki, diğerimizin üç çocuğu var bir de… Dakika dakika günümüzü planlıyoruz. 09.00-10:00 kumaş seç, 10.30-12.30 yeni Boom görüşmesi, 13.00-15.00 mermer bak, 16.00 çocukları okuldan al gibi… Ama işte kadınlar herkese, her şeye yetişiyor. Biz de farklı değiliz…

-Kaç kişilik bir ekipsiniz?
Elmon ve ben, artı 2 mimar arkadaşımız var bize yardımcı olan ve bir de organizasyon şefi. Ama “Boom Room” günleri, mekânda, 30 hatta bazen 40 kişi olabiliyoruz! Tek günde bir mekânı baştan yaratmak hem de tüm detaylarına kadar, sıkı bir insan gücü gerektiriyor! Hep birlikte dalıyoruz, arılar gibi çalışıyoruz ve teslim ediyoruz. Artık büyük bir aile gibiyiz. Hepimizin amacı da aynı: Tek günde o mekânı ya da mekânları, sahibine en güzel şekilde teslim etmek. Ekibimizdeki herkes gerçekten canla başla çalışır…

PÜF NOKTASI: DOĞRU VERİLERİ BİR ARAYA GETİRMEK

-Peki mekân sahibinin talepleri saçmaysa ya da zevksizse ne oluyor? Kafanızdakini mi, onun istediğini mi yapıyorsunuz?
Biz yarattığımız her mekânın altına imzamızı atıyoruz. “Boom Room” öncesi yaptığımız görüşmede, mekân sahibinin bize ilettiği taleplerde bir gariplik, eksiklik ya da uyumsuzluk görürsek bunu paylaşıyoruz. Son derece açığız. Ama aslında her tarz; zevk, harmoni ve bütünlük içerisinde oluşturulursa ve yapılan seçimler tamlık hissi veriyorsa, zevkinize uysun uymasın zaten kişiye güzel geliyor. Yani yanlış, saçma ya da zevksiz diye bir şey yok aslında. Önemli olan bu verileri doğru bir araya getirmek…

BAŞLANGIÇ HİKÂYEMİZ DE BOMBA

-“Boom Room” gibi bir işe girişmek aklınıza nerden geldi?
O da bomba bir hikâye! Normal mimarlık yaptığımız dönemde, ev sahipleriyle tek tek tüm dükkânları geziyor, üç boyutlu sunumlar yapıyor, bir salonu birkaç ayda tasarlayıp, hayata geçiriyorduk! Her şey, uzun sürüyor normal mimarlıkta. Bizse tezcanlı insanlarız. Elmon yeni doğum yapmıştı, ben o dönem yalnız devam ediyordum. Bir gün, ev sahiplerimizden biri yatak odasını simsiyaha boyamamızı istedi. Ben yarım gün, bunun getireceği negatif tarafları kendisine anlatmakla geçirdim. İkna edemedim. O gün, oda siyaha boyandı. Simsiyah! Sabah, şantiyeye gelip kara duvarları gördüğünde, “Siz n’aptınız? Ne olmuş burası! Ben size duvarlarımı bembeyaz istediğimi söyledim’’ demez mi! Bütün ekip şok geçirdik. Bir de kendisine komplo kurduğumuzu, hatamızı örtbas etmek için, ekip olarak aynı yalanı söylediğimizi belirtti. Meğer psikolojik problemleri olan biriymiş… O kadar fena oldum ki, ağlamaklı bir sesle Elmon’u aradım ve “Artık bu işe bu şekilde devam edemeyiz” dedim. Sayfayı çabuk çevirebileceğimiz, yeni çağın hızlı yaşantısına ayak uydurabilecek bir sistem geliştirmek istedik. Öyle de yaptık…

-Türkiye’de başka örneği var mı?
Bildiğimiz kadarıyla yok. Projenin patentini kurduğumuz gün aldık…

GİRİŞİMCİLİK ÖRNEĞİ

-Sık rastlanmayan bir girişimcilik örneği… Peki ne tür zorluklarla karşılaştınız?
En yakınlarımız dâhil herkes, insanların böyle bir sürpriz konseptli projeye sıcak bakmayacağını söyledi. Ama biz aşırı heyecanlıydık. Yaşayabileceğimiz tüm riskleri, zorlukları tek tek sıraladık: Ya ev sahibi beğenmezse? Ya değerli bir şeyini kırarsak? Ya parkesi çizilirse? Ya “Boom Room” günü çözemeyeceğimiz bir problemle karşılaşırsak, vesaire vesaire… Hepsine bir formül geliştirdik. İlk denememizi yaptıktan sonra da gerisi çorap söküğü gibi geldi. Bugüne kadar beğenilmeyen bir “Boom Room” teslim etmedik. Bu bizim için çok ama çok değerli!

HAM VE DOĞAL MALZEMELER YÜKSELİŞTE

-Dekorasyonda ne tür eğilimler var?
Aslında moda ve dekorasyon biraz paralel yürüyor. Örneğin bu ara pembe ve flamingo çılgınlığı var, dekorasyonda da palmiyeli kumaşlar, pembeler, hasırlar öne çıkıyor. Bir de çok ham ve doğal malzemelere yöneliş var. Atık lakeler, parlak cilalar kalmadı. Beton efektli boyalar, beton görünümlü cilalar, doğal taş ve seramikler yükselişte…

Yorum Bırak

17 − nine =