Ben de böyle bir nene olmak istiyorum

ÇOCUK olmak güzel.
Kardeş olmak güzel. Abla olmak güzel. Anne olmak güzel. Teyze olmak güzel. Hala olmak güzel. Tabii ki hepsini hakkıyla yaptığım söylenemez…

Ama çabalıyorum, hepimiz gibi…

Ve bir gün nene de olmak istiyorum!

Bu rollerin hiçbirinde, iyi olup olmadığımızı biz değerlendiremeyiz.

Ama ben Betûl Mardin’nin en büyük torunu Aslı Arbel’in onun için yazdıklarını okuyunca, “Budur ya!” dedim, “Ben de böyle bir nene olmak istiyorum…”

Bir gün benim torunum da benim hakkımda bunları söylerse, ben daha ne isterim….

HAMİŞ: Bir süre önce, aile içinde bir kitap hazırladık Betûl Mardin’e. Aslı’nın yazdıkları hem eğlendirdi hem de düşündürdü beni. Her ilişkiye emek vermek gerekiyor. Emek vermeden hiçbir ilişki derinleşmiyor. Ama işte emek vermişsen, bir gün torunun de senin hakkında böyle şeyler anlatıyor. Bütün şahane nenelere gelsin bu yazı…

Ben de böyle bir nene olmak istiyorum

BİREYSEL BAŞARI MÜHİM AMA TOPLUMSAL FAYDA İÇİN DE BİR ŞEYLER YAPMALI
Ne kadar farklı karakterler olsak da aile olarak bir bütün olduğumuzu, gelecek kadar geçmişimize ve hatta mezarlarımıza da sahip çıkmamız gerektiğini senden öğrendim.

Kendimiz olunca aklımızı, ikili ilişkiler olunca kalbimizi dinlemeyi senden öğrendim.

Ölene kadar çalışmamız gerektiğini ama çalışırken de eğlenmeyi ihmal etmemeyi senden öğrendim.

“Spor önemli ama tatlıdan vazgeçmemeli. Sinema güzel ama müzelere de gitmeli! Bireysel başarı mühim ama toplumsal fayda için de bir şeyler yapmalı. Hele bir de konu vatan ise gururla, şükranla çalışılmalı!” Bunları da senden öğrendim.

Duygusal zekâyı, iş zekâsını, kıvraklığı, güvenilir ve borcuna sadık olmayı, şeffaf olmayı ve şükretmeyi yine senden öğrendim.

İKİLİ İLİŞKİLERDE SEVGİ ÖNEMLİ AMA SAYGI DAHA ÖNEMLİ
İkili ilişkilerde sevgi önemli ama saygı daha da önemli. Bunu da senden öğrendim.

“Aşk, müthiş bir duygu! Âşık olursun, aşkı dibine kadar yaşarsın. Ama bir gün, aşk biter. Ve âşık gider… Ama aile her zaman yanında olur.” Ailenin önemini de senden öğrendim.

Bayramlarda, kandillerde aramayı, düğünler kadar cenazeleri de atlamamayı, bağışlamayı, geçmişle, hayatla barışık olmayı, kendimizi sevmeyi hep sen öğrendim.

TÜRK KADINININ ÖNÜNÜ AÇTIN
Türk kadınının önünü açtın neneceğim, bir meslek yarattın. Binlerce insana el verdin, yön verdin. Bildiklerini başkalarına öğrettin, yeni nesiller yetiştirdin.

Mahallene sahip çıktın, IKSV festivalleriyle sanata, kültüre destek oldun, statükolara boyun eğmedin, hem özel hayatında hem de iş hayatında kalıpları zorladın. Kapılar açılmadığında, araya, kendi deyiminle ayağını sokarak, kabul edilene kadar eşiklerde bekledin.

Kalçanı kırıp düştüğün anlarda bile, “Acımadı” deyip kaç defa ayağa kalktın, dimdik yolunda devam ettin.

Ama tüm bunların arasında en güzeli ne oldu biliyor musun nenecim? Sen “bizim” annemiz, nenemiz, babaannemiz oldun. O yüzden ne kadar yazsak da çizsek de sana azdır. İyi ki bizleri doğurdun, iyi ki ailemizin mihenk taşı oldun!

‘ÖĞRENMENİN SONU YOK GEL PEŞİMDEN…’
Neneceğim, lisede, her cumartesi bana zaman ayırıp, İngilizce çalıştırdığın ve Shakespeare’in tüm eserlerini hakkıyla öğrettiğin için teşekür ederim.

İlkokulda belki 10 kere bıkmadan beni Askeri Müze’ye götürüp, üşenmeden her defasında tüm padişahları anlatıp, bana tarih sevdirdiğin için teşekkür ederim.

1990’da, 10 yaşındayken beni ingiltere’de “Cyrano de Bergerac” filmine götürüp, film boyunca hem ağlayıp hem mütercim tercümanlık yaparak bana filmi sevdirdiğin için teşekkür ederim.

1988’de Fransız yapımı “Ayı” filmine beni Taksim’de götürüp, “İnşallah, ileride sen de böyle cesur bir ayı olursun!” diyerek, ayılara ve kendime bakışıma renk kattığın için teşekkür ederim.

PEKİ ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABE’SİNİ BİLİYOR MUSUN?
Ehliyet sınavımı kazanıp sana, “Ben artık araba kullanmasını biliyorum” dediğimde, “Peki Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sini biliyor musun?” deyip, beni utandırdığın için teşekkür ederim.

Amerika’da 4 sene boyunca her kandilde arayıp, “Aslıcım, kandilin mübarek olsun. Babaanneni aramayı unutma!” deyip, beni eksiğimle, hatamla yüzleştirmeden, ders verdigin için teşekkür ederim.

Üniversitedeki derslerine götürüp, gençlerle kurduğun güzel ilişkiye tanık olmamı sağladığın için teşekkür ederim.

VALS ÖĞRETTİĞİN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM
Viyana Balosu’na götürüp, vals öğrettiğin için teşekkür ederim.

Her türlü müze, opera ve baleye erken yaşta beni götürüp, kültürel birikimime önayak olduğun için teşekkür ederim.

Üniversite 1’de sana rap sanatçısı LL Cool J’yi dinlettiğimde, benimle heyecanla dinleyip, sonra elime Vivaldi’nin CD’sini verip, “Klasik müzik de güzeldir. Bak, buna bayılacaksın. Her yaz mühim bir bestekârı dinle, kendini geliştir” deyip, klasik müziği sevdirdiğin için teşekkür ederim.

Beni adam ettiğin için teşekkür ederim!

Shakespeare’in eserleri hatmedip, mezun olduğumda, bana Atatürk’un Nutuk’unu, sonra da Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza”sını hediye edip, “Öğrenmenin sonu yok! Gel peşimden!” diye mektup yazdığın için teşekkür ederim.

Terfi ettiğimde ve ilk primimi alıp sana geldiğimde, “Eee n’apacaksın şimdi?” diye sorduğunda, “Beymen’e gideceğim” dediğimde, “Artık büyüdün. Alışverişi toplumsal faydaya çevirmen lazım. Çocuk okut, burs ver ama bir şey yap” dediğin için teşekkür ederim.

Beni hep ama hep çok sevdiğin için… Ve neneceğim, en çok da beni adam ettiğin için teşekkür ederim!!!

Yorum Bırak

fifteen − ten =