AYSEL K.

Bir annenin, insanın kanını donduran çaresizliği Siz söyleyin…

Aysel K, küçük kızını cinsel istismardan nasıl korusun?

(Pazar)

Okumak istemeyeceksiniz…

Tiksineceksiniz, mideniz bulanacak…
Hatta, belki de bir noktadan sonra, bu röportajın devamını getiremeyeceksiniz…
Ama hayır!
Öyle yapmayın, zorlayın kendinizi!
Aysel K’ye kulak verin, acısını yüreğinizde hissedin.
Onun, kızı C.İ’nin ve bu ülkede binlerce cinsel istismara uğrayan çocuğun acısını…
Çocuk cinsel istismarında, dünyada ikincisiyiz!
Yuh olsun bize!
Bu rezilliği yapabilen adamlar, babalar, amcalar, kardeşler, abiler, dayılar -samimi hissimdir- cehennemi boylasın!
Ama yaşadıkları sürece, önce cezalarını çeksinler, cezaevine mi girecekler girsinler ve oradan hiç çıkmasınlar…
Parmakla gösterilsinler, alınlarına yazılsın, “Bu adam, küçük bir kıza bunu bunu yaptı. Onun ruhunda onarılmaz yaralar açtı! Bu küçük kız büyüdü, hiçbir zaman sağlıklı bir ilişki kuramadı, bir erkeğe güvenemedi, anne olamadı. Hepsi, bu insan müsveddesi yüzünden!”

KİM DEMİŞ BABALAR YAPMAZ!

Ve lütfen, toplum olarak, “Babalar yapmaz!” algımız değişsin.
Çünkü bal gibi yapıyor bazı babalar.
Bu fiili sevmiyorum, ama ‘kıyıyorlar’ kızlarına.
Hayatlarını mahvediyorlar.
Aysel K’nın kızı C.İ, iki buçuk yaşında uğruyor cinsel tacize.
Abisi ve öz babası tarafından.
Baba, varlıklı bir adam.
Eli, kolu uzun.
Milyon dolarları çok, korkusu yok.
Dava sürdüğü ve gizlilik kararı olduğu için ismini veremiyorum ama isterdim, Aysel de konuştuğum annenin gerçek ismi değil…
Ama olay, yüzde 100 gerçek.
Öğrendiğim pek çok ayrıntıyı da buraya yazamadım, yazılacak gibi değildi, gazeteyi elinizden atardınız, o kadar feci, insanlık dışı ayrıntılardı…
Ama “Bütün bunlar oldu da, bu adam ne ceza aldı?” derseniz…
Şimdilik hiçbir şey!
Bu röportajda bahsi geçen küçük kızın, cinsel istismara uğradığına dair tam 11 rapor var. Hem de Çapa’dan, Cerrahpaşa’dan Adli Tıp ana bilim dallarından…
Dahası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden koruma kararı var…
Konunun uzmanlarından ve C.İ’ye rapor verenlerden biri gelecek hafta, bu sayfalarda konuğum olacak…
O röportajı da dehşetle okuyacağınıza eminim.

AYSEL-K-2

BÖĞÜRE BÖĞÜRE AĞLADI

Aysel K. bütün röportaj boyunca böğüre böğüre ağladı.
İnanılmaz içim acıdı.
Sadece ona değil, onu çaresiz bırakan sisteme de…
Resmen isyan ettim!
Okuyun, siz de edeceksiniz.
Şimdi de adalet aradığı hukuk sistemi, onu suça teşvik ediyor. Asla kızını o babaya vermeyeceğini söylüyor. Vermiyor diye bu sistem, onu suçlu da ilan eder.
Günün birinde tutuklarlar da…
Ama söyleyin…
Böyle bir durumdaki hangi anne, bile bile çocuğunu verir?
Huzurlarınızdan ayrılmadan…
Tabii ki ben de şüpheciyim, Aysel K.’yı dinledikten sonra şeytanın avukatı görevini üstlendim, ‘karşı taraf’ın iddia ettiği gibi, “Ya bütün bunları, zengin kocadan para sızdırmak için yapıyorsa? Ya küçük kız vasıtasıyla iftira atıyorsa, ya küçük kızın ağzına laflar veriyorsa…” diye düşündüm.

Ve İ. Ü. Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Profesör Dr. Şevki Sözen’le konuştum.
Zerre kadar şüphem kalmadı.
Sizin de olmasın…
Gelecek haftayı bekleyin…

Adınız?

– Aysel K.

Sizin başınıza gelen nedir?

– (Ağlıyor) Çok korkunç şeyler yaşadım, yaşıyorum. Tek çarem, olan biteni, sizin aracılığınızla kamuoyuyla paylaşmak. Fakat dava devam ettiği ve gizlilik kararı olduğu için ismimi veremiyorum…

2.5 YAŞINDAYKEN

Anlatın lütfen…

– 2 buçuk yaşındaki kızım, üvey abisi tarafından cinsel istismara uğradı. Biz, olay sadece abisiyle sınırlı zannederken, öz babasının da işin içinde olduğu ortaya çıktı. Baba, çok varlıklı ve güçlü. Herkesi etkileyebilecek kadar güçlü. Tonla dava açtık, nafile! Çapa ve Cerrahpaşa’dan tam 11 tane, “Cinsel istismara uğramıştır ve geri dönüşü olmayan travma yaşamıştır” raporu almamıza rağmen, mahkeme görmezden geliyor. Hakimler, “kızlık zarı bozulmadı” diye, ortada delil olmadığını düşünüyorlar. Üniversite hastanelerinin adli tıp uzmanlarına, cinsel istismar konusunda uzman olan koca koca profesörlere itimat etmiyorlar. Oysa kızıma yapılanlar, tecavüzden bin beter! Raporu veren adli tıp profesörlerinden biri, mahkemeye gelip iki buçuk saat anlattı, vız geldi, tırıs gitti. Bu ülkede genel anlayış, “Küçük kızlar, flört etmeyi ve cinsel oyunları sever” yönünde. Dört senedir hukuk savaşımız sürüyor. Kızımın mahkemeye gelip ona yapılanları anlatmasını istiyorlar. Uzmanlar, bunun daha da korkunç bir travma yaratacağını söylüyor. Böyle bir şeye izin veremem. Kızımın yaşadığı acıları size anlatamam. Babasının ve abisinin adını taşıyan insanların isimlerini bile duyduğunda travmaya giriyor. Yürürken sürekli arkasına bakıyor. Sabahlara kadar kabuslar görüyor. “Bizi öldürecekler” diyor. Evinin dışında tuvalete gidemiyor, kimsenin kendisine dokunmasına izin vermiyor. Kızım böyle belalı sorunlarla başa çıkmak zorunda ve henüz 6 yaşında. Elimizde AİHM’den, cinsel istismar riskinden koruma kararı var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye için verdiği ilk cinsel istismar riskinden koruma kararı. Buna rağmen, Ağır Ceza, “2 buçuk yaşındaki bir çocuk, cinsel istismarı algılayamaz, ayrıca şikayet geç yapıldı” diyerek, babayı beraat ettiriyor ve mahkemeler, babayla görüşmesinin devam etmesini uygun buluyor. Cinsel istismarı yapan kişiyle! Perişan vaziyetteyim. Kızımı, onun hayatını kaydıran, onun ruhunu öldüren, o adama teslim etmek istemiyorum. Onu, babasından korumak istiyorum. Fakat ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bilmiyorum…

AYSEL-K-1

GÜYA AİLEYDİK

Hikayenizi baştan dinleyelim. Eski eşinizle ne zaman tanıştınız?

– 2002’de.

Kaç yaşındaydınız?

– 39. Evlenip, ayrılmıştım. İlk evliliğimden bir oğlum vardı. Bir daha da evlenmeye niyetim yoktu…

Neden?

– Çünkü erkeklere güvenim kalmamıştı. İlk evliliğim güya aşk evliliğiydi ama aldatıldım.

Peki sonra n’oldu da, yeniden evlenmeye karar verdiniz?

– Yakın bir komşumuz aracılık etti, “Y.Z diye bir bey var. İlk evliliğinden iki çocuğu var. Kızı 20, oğlu 5 yaşında. Onlara annelik yapacak birini arıyor. Evlenmek istiyor. Biz seni düşündük. Ne dersin?” dedi. Olurdu, olmazdı derken, internet üzerinden yazışmaya başladık…

Mantık birlikteliği yani

– Tamamen. Zaten 39 yaşından sonra âşık olacak halim yoktu. “Maddi durumu da iyi” dediler, “Namaz da kılıyor…” Benim de manevi inançlarım kuvvetli. “Hem eş olurum hem de evlatlarına bakarım” diye düşündüm. Hayat beni hırpalamıştı, yorulmuştum, artık güvenli sularda yüzmek istiyordum. Bunları da açık açık kendisine söyledim.

O kaç yaşındaydı?

– Benden 6 yaş büyük. Üstelik geçmişimizde ortak bir nokta da vardı, o da eşi tarafından aldatılmıştı. Derken telefonla görüşmeye başladık, hatta telefonda beni annesiyle tanıştırdı. Birbirimize uygun olduğumuzu düşündük, buluştuk. Sonra da evlendik. Belki yanlış bir düşünce ama benim için belli bir yaştan sonra evlilik; yıldızınız tutuyorsa, aynı evi paylaşmak, aile olmak demek. Biz de aile olmuştuk. Kızımız doğana kadar, her şey mükemmeldi…

Sorunlar ne zaman başladı?

– Kızımız, 2 buçuk yaşına geldiğinde…

Ne oldu?

– 13 yaşındaki abisi, ona ‘cinsel sataşma’larda bulunmaya başladı.

CİNSEL SATAŞMA

‘Cinsel sataşma’ derken, neyi kast ediyorsunuz?

– Elle dokunma. Kızı kanepenin arkasına alıyor, sürekli elleri üzerinde. Denizde, uzak yerlere götürüyor, orasına burasına dokunuyor. İkaz ediyorum, “Bu tarafa getir” diyorum. Getiriyor. Ama beş dakika sonra aynı şey. Yazlıktaki iki katlı evde, kızımı sürekli alt kata indiriyor. Ben de onların peşinden iniyorum. Öbürü de evladım, bir şey de diyemiyorum, konduramıyorum da…

Ama durumda bir tuhaflık olduğunu hissediyorsunuz…

– Hissetmez miyim? Annelerin hissetmemesi mümkün mü? Alıyor kızımı tuvalete götürüyor, “Yapma oğlum!” diyorum. Bir gece babasına, “Bana yardımcı ol, lütfen sen de uyar!” dedim. Bağırdı, çağırdı, “Sen ne diyorsun ya, onlar kardeş!” dedi, “Sadece oynuyorlar!” Ama abinin bu sataşmaları giderek arttı. Bacaklarını açarak oturuyor, kızım koşarak ona doğru geldiğinde, kafasını bacaklarının arasına bastırıyor. “Oğlum yapma, bu yanlış bir hareket” diyorum, “Tamam anne” diyor. Mutfağa gidiyorum, geri döndüğümde, bu sefer eli poposunda. Bir gün resmen, 2 buçuk yaşındaki kızımın dudaklarına yapıştığını gördüm. O, bardağı taşıran son damla oldu. Eşimle tartışmamız, şiddete dönüştü. Bana fiziksel şiddet de uyguladı. Jandarmayı aramak zorunda kaldım. Sonunda, “Boşanmak istiyorum!” dedim…

Peki eşiniz kabul etti mi?

– O istemedi, barışmak için araya aracılar soktu. “Hayır” dedim çünkü beni duvardan duvara vurmuş bir adamdan söz ediyoruz. Öfke kontrolü yoktu. Ama bütün bunlardan daha önemlisi, ben kızımı abisinden korumak zorundaydım çünkü babası önlem almayı reddediyordu. Boşanma aşamasında hâkim, kızımın, haftada üç gün babaya gitmesine kararı verdi. Çok canım sıkıldı çünkü kızım yine abisiyle aynı ortamda olacak, aynı sıkıntıları yaşayacaktı. Ve bir gün, korkunç bir şey oldu…

HUKUK SAVAŞI

N’oldu?

– Kızım, “Abim, elini hep burama sokuyor!” dedi. Mahvoldum! Müthiş bir öfke, kızgınlık, mide bulantısı, her şeyi birden hissettim. Korktuğum başıma gelmişti. Demek ki şüphelerimde haklıydım. Ama paniğimi, kızıma çaktırmamaya çalıştım, “Çiş yapıp yapmadığına bakmıştır abin” dedim. Fakat dünyam karardı. Çaresizlik içinde kıvranıyordum. Baba da, ısrarla almaya devam ediyor çocuğu. “N’olur ikisini yalnız bırakma” diyorum, resmen yalvarıyorum, “Tamam” diyor ama kızım döndüğünde, “Biz evde abim, babam, ben yalnızdık” diyor. Sonra bir gün, daha da korkunç bir şey söyledi: “Halının üzerinde oturuyorduk, abim elime ip verdi, orana sok” dedi. Bunu duyunca ölmek istedim! Korunmasız, küçük bir kız. “Ben de yaptım. O da beni seyretti. Bu aramızda bir oyun” demesin mi? Nefesim kesildi, “Peki baban n’aptı?” diye sorabildim ancak, “Salonda gazete okuyordu” dedi. Hemen babaya telefon ettim, “Nedir bu ip rezaleti?” diye çığlık çığlığayım. “Saçmalama, ip-mip yok” deyip telefonu suratıma kapattı. Bir gün gene gitti babaya, eve döndüğünde poposunu yıkıyorum, baktım kızarıklık var. “Kızım ne oldu, bir yere mi çarptın?” diyorum, hiçbir şey söylemiyor. Hemen avukatı aradım. “Bu konu, hukukla çözülmez. Önce sizi kurtaralım. Çünkü baba inatlaşır boşanmaz. Sonra da çocuğu da kurtararız” dedi…

Sonra…

– Boşanma işlemimiz gerçekleşti, anlaşmalı ayrıldık, velayet bende kaldı. Baba da, kızını belli sürelerde görebilecekti. Geldi, yaz tatili için yine aldı. Alırken, sözler verdi, “Diğer yazlığa götürüyorum. Yanımızda büyük kızım, yengesi ve iki bakıcı olacak, oğlan gelmiyor bizimle” dedi. Yine de sürekli bir itiş kakış ve stres. Ne dese güvenmiyorum ama avukatlar da, “Verin çocuğu, vermezseniz zorla alır. Babası o” diyor. Kızımı arıyorum, “Kim var yanında, bakıcı ablalar mı?” diyorum, “Yok” diyor, “Abim, babam ve ben. Başka hiç kimse yok!” Eski eşimi telefona istiyorum, “Niçin böyle yapıyorsun! Beni delirtmeye mi çalışıyorsun!” diyorum, “Bunda ne var ki, benim kızım o!” diyor. Döndüler geldiler, yine çocuğu teslim etmiyor. “Üç gün daha kızımla tatil yapacağız, otelde kalacağız. Merak etme, ben kızımla aynı odada yatıyorum. Oğlanla, ablası da yana odada” diye beni yatıştırmaya çalışıyor. İşte o tatil dönüşü, kızımda bir tuhaflık da hissettim. Nitekim, “Babam beni abimle aynı yatakta yatırıyordu” dedi. Babanın yanına gittim, bağrış, çağırış kavga ediyoruz. Buz gibi bir ses tonuyla, “Olacak olan yazlıkta olmuştur! Boşuna uğraşıyorsun! Biz orada, üçümüz hep yalnızdık” dedi. “Sizi, savcılığa şikayet edeceğim!” dedim. O da “Hiçbir şey halt edemezsin! Ben paramla her şeyi hallederim” dedi. O, kızımın, babasını son görüşü oldu. Hukuk savaşı başlattık…

Öz babası, kendi kızına, olamaz, yapamaz… Dedim ama…

Bir anne olarak, kızınızda fark ettiğiniz tuhaflıklar neydi?

– (Ağlıyor) Ablam, yurt dışından ona bir bebek getirmişti. Sürekli bebeğin cinsel organına bir şeyler batırıyordu. “Ne yapıyorsun kızım?” dedim. “Anne, o hasta. Onu iyileştiriyorum. Ona aşı yapıyorum” dedi. Sonra kafasını kaldırıp bana baktı, “Abim de bana yapıyor. Kimseye söyleme ama. Bu aramızda bir sır…”

Aman Allah’ım!

– Evet. Karşınızda bunları saf saf anlatan bir çocuk var. Bebek daha. Daha neler neler anlattı, öldüm, öldüm, dirildim. Bunların hepsi mahkeme tutanaklarında yer aldı, doktor raporlarında da. “Biz abimle doktorculuk oynuyoruz” dedi, “Külotumu çıkarıyor. Beni üstüne oturtuyor. Sonra elimi kolumu bağlıyor. Fotoğraflarımı çekiyor. Oramı elliyor, gıdıklanıyor musun?” diye soruyor. Kızımın anlattıklarını dinliyorum ama çaresizlikten de delirmek üzereyim. “Peki baban neredeydi kızım?” diyorum. “Bazen yürüyüşteydi” diyor, “Bazen de evde.” Başka bir şey de söylemiyor…

TAM 11 RAPOR

Siz n’aptınız peki?

– İçimden can çekildi. Suçum olmamasına rağmen, kafamı duvarlara vurmak istedim. O küçücük korunmasız kıza, neler yapmış abisi diye. Hemen kızımı bir pedagoga götürdüm. “Beni aşan bir durum. Boyutları hakkında endişeliyim. Lütfen konunun uzmanlarına götürün” dedi. Ben bu arada, babadan nefret ediyorum ama bu rezilliğe dahil olduğunu filan hiç düşünmüyorum. Adalet Bakanlığı’nın ‘Çocuk Koruma Bölümü’ denen bir birimi var, orayı aradım. “Hemen şikâyetçi olun” dediler. Sonra kızımı Çapa’ya götürdüm…

Onlar neler söyledi?

– (Ağlıyor) “Siz babadan hiç kuşkulanıyor musunuz?” dediler. Birden duyduklarıma inanamadım. “Yok” dedim, “Olamaz. Baba bu, nihayetinde kendi kızı, yapamaz!” “Ama” dediler, “Bu oyunları kendisiyle oynayan iki kişiden söz ediyor kızınız. İki isim veriyor, biri abinin ismi, diğerinin baş harfi babayla aynı ama değişik bir isim. “Ben size söyledim baba olamaz!” dedim. “Ama cinsel istismar vakalarında, çocuklar babayla ilgili duygusal bağları güçlü olduğu için onu ilk etapta saklarlar. Hemen dile getirmezler” deyince, benim bütün dünyam yıkıldı. Düşünsenize, yabancı biri bile değil, babası! Kabullenmesi o kadar ağır bir şey ki bu! Sonra kızımın terapileri başladı, bir yıl sürdü, Çapa ve Cerrahpaşa dahil olmak üzere tam 11 kez rapor aldık. Hepsi, “Cinsel istismar ve basit bir tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek travma yaşamıştır” raporu verdi.

Kızınızın yaşadığı travmaya siz nasıl tanık oldunuz?

– Bitmez tükenmez korkuları vardı. Geceleri kabuslar görüyor, çığlıklar içinde uyanıyordu. “Öldürecekler bizi!” diye sayıklıyordu. Saatlerce ağlıyordu, hiç susmuyordu. Her şeye, herkese güvenini kaybetmişti. Yürürken arkasına bakıyordu. Merdiven çıkamıyordu. Kapı açık kalamıyordu. 24 saat bitişik yaşadık, yan odaya çorabını almaya bile gidemiyordu. O kadar kötüydü. Kendisine dokunulunca, travmaya giriyordu. Asla evin dışında tuvalete gidemiyordu. Teyzesine, “Beni kesecekler, annemi de öldürecekler. Teyze sen bizi koru!” gibi laflar etmiş. Meğer ona bu rezillikleri yaparken, “Sırrımızı birilerine söylersen, anneni öldürürüz pislik!” demişler.

DAVAYI KAYBETTİK

Peki babanın cinsel istismarda bulunduğunu nasıl anlamış doktorlar?

– Onların yöntemi farklı. Soru sorup, cevap almıyorlar. Resimler çizdiriyorlar. Oyun odaları kuruyorlar. Günlerce, aylarca sürüyor. O yaşta bir çocuğun, babasının penisi çizmesi normal değilmiş. “Babamınki aslana, abiminki örümceğe benziyor” demiş. Bunları anlatırken ara ara fenalaşıyordu, ilaç veriyorlardı. Bu nasıl bir insafsızlıktır! Bunun bir tarifi var mıdır? Buna ona yapanlar, insan mıdır? İnsan, evladına nasıl yapar böyle bir şeyi? Nasıl olur da mahkemeler, bu adama ceza vermez? “Babam pipisine dokunuyordu” dedi. Zannediyorsun ki, “Tuvalette” diyecek. Hayır! “Yatakta” diyor. Kızı yanındayken. Gerisini anlatmayayım artık… (Ağlıyor)

Şu an mahkeme ne durumda?

– Birinci dava, kızımla babasının görüşmesinin önlenmesiydi. Yani ‘şahsi münasebet’in kaldırılması davası. Üç yıl sürdü. Kaybettik. Mahkeme, resmen kızımı, ona bu kötülükleri yapanlara teslim etti; “Babasıdır görüşecek!” dedi. Gerekçesi de, hakimin kanaatine göre, sosyal ve ekonomik koşulları iyi ailelerde böyle şeylerin yaşanmayacağıydı. Yargıtay’da temyiz aşamasındayken, baba hakkında ceza bilgisi dosyası sunmamıza rağmen, oyçokluğuyla babayla kızın görüşmesi uygun bulundu. İkinci dava, abinin, Ağır Ceza’da yargılanmasıydı. O hâlâ devam ediyor. Babanın de cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıktıktan sonra, yine Ağır Ceza’da, üçüncü bir dava açıldı. Ve ne yazık ki baba, uzmanların raporlarına ve tanıklıklarına rağmen, ondan da beraat etti. Gerekçesi de, “Yaşı itibariyle küçük kız, cinsel istismar eylemini algılayabilecek konumda değildir.” Bizi sadece, AİHM’in tedbir kararı koruyor. O karar yüzünden, şu an bize yaklaşamıyorlar. Ama abinin, ağır ceza yargılaması bitince, AHİM’in tedbir kararı da kalkacak. O zaman vay halimize!

Son olarak ne söylemek istersiniz?

– Pek çok şey söylemek isterim. Kanunlar çıkarılıyor, cezalar arttırılıyor ama yetmiyor, uygulanması gerekiyor. Benim çocuğum hakkında bu kararları verenler, kendi çocuklarını bu saldırganlara teslim ederler miydi? Verirler miydi? Ben vermemenin bir yolunu bulacağım! Bu ülkede vicdanlı hukukçuların da olduğuna inanmak istiyorum…

AYSEL-K-3Bu gerçekten müthiş bir gelişme

17 Ağustos 2013

Gazeteci olarak her zaman işe yaramıyoruz.

Yazıyoruz, yazıyoruz bir halt olmuyor.
Suya yazmak gibi.
Belki de bu yüzden, şimdi ellerim titriyor.
Ağlamak üzereyim…

Bir süre önce, öz babası ve üvey abisi tarafından cinsel istismara uğrayan C.İ’nin haberini yaptım.
Daha doğrusu, annesi Gülay K.’yla konuştum.
O anlatırken ağladı, ben dinlerken.
Yaşadıkları korkunçtu.
Benim kanım dondu dinlerken.
O küçücük kız, akıl almaz şeylere maruz kalmıştı.

Anne de bütün bu olayların sonucunda 15 kg vermiş, erimiş gitmiş bir kadındı.
Yine de sonuna kadar mücadele etti kızını kurtarmak için…
Hala da ediyor.
C.İ’ye 11 tane adli tıp uzmanı tarafından “cinsel istismara uğramıştır” raporu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından “cinsel istismar riskine karşı koruma kararı” verilmesine rağmen, mahkeme, babayla çocuğun görüşmesinde mahzur görmedi.
Gerekçe olarak da 2.5 yaşındaki kızın, kendine yapılan cinsel istismarı anlayamayacağını belirtti.
Baba beraat etti, abinin davası sürüyor.
Haberin bütün ayrıntılarını Gülay K.’yla yaptığım röportajdan okuyabilirsiniz.

Gerçekten içler acısı ve vahim bir insanlık durumuydu.
Taa ki haberden sonra Bakan Fatma Şahin, olaya el koyuncaya kadar.
Haberden sonra, bakanlık inceleme başlattı ve mahkemeden koruma kararı alındı.
C.İ’yle babası arasındaki kişisel ilişki, koruma süresince kaldırıldı.
Bu gerçekten müthiş bir gelişme.
Darısı, bütün diğer cinsel istismara uğrayanların başına!
Her yerde o kadar feci şeyler yaşanıyor ki, böyle iyi haberler duymaya ihtiyacımız var.
Devamının gelmesi dileğiyle…

Bir annenin, insanın kanını donduran çaresizliği Siz söyleyin… Aysel K, küçük kızını cinsel istismardan nasıl korusun?

Yorum Bırak

fifteen − seven =