AYŞE&ALYA

Anne, kızlar erkeklere çıkma teklif edebilir mi?


(Cumartesi)

Alya, yine kazık sorularından biriyle karşımdaydı.

Çok seviyorum soru sormasını. Sorgulamasını, öğrenmek isteğini… Ondan hiçbir şey saklamıyorum. Özgürce yaşasın istiyorum

AA19

İkimiz de iPad’de bir şeyler bakıyoruz. Kanepede kucak kucağa yatıyoruz. Birden doğruluyor ve… “Anne” diyor. Anladım, kazık bir soru geliyor…  “İlle de erkekler mi söyler?” “Neyi?” diyorum. “Bir kızı beğendiklerini. Bu, bir kural mı? İlk önce bir kız söyleyemez mi bunu? Öyle hissediyorsa tabii…” Ağır ol molla desinler. Bir an nasıl cevap vermem gerektiğini bilemiyorum. Çünkü ben, “Ağır ol molla desinler” jenerasyonundanım. Gerçi hayatım boyunca “Elâlem ne der” diye aldırmadım, hep kafamın dikine gittim, kimseyi iplemedim ama… DNA’mda var… Kızlar ağır olur… Beğendiğini belli eden erkekler olur… Kızlar kaçar, erkekler kovalar… Bize böyle öğretildi. Ama işte şimdi 9 yaşındaki kızım, kadın-erkek ilişkilerinin kodlarını sorguluyor.

AA13Anne olarak ne söylemeliyim? Hoşuma gidiyor, sorusu, kafasının çalışma biçimi, özgüveni, medeni cesareti… Ama bir anne olarak, öyle bir şey söylemeliyim ki, bu yaşadığımız toplum içinde zarar görmesin, küçük düşmesin, hayal kırıklığına uğramasın ama aynı zamanda kendine ait bir hayatı olamayan, toplum tarafından yönlendirilen, yönetilen bir ‘koyun’ da olmasın… Sadece “Elâlem ne der?” diye yaşamasın… Başkalarına zarar vermeden, özgüveninden taviz vermeden, özgürce istediği gibi yaşasın, istediği gibi davranabilsin…

AA16Birimiz 44 birimiz 9

“Tabii ki kızlar da beğendiklerini söyleyebilirler!” diyorum, “Ama genelde tersi oluyor. Önce erkekler söylüyor. Kızlar bekliyor. Önce erkekler çıkma teklif ediyor. Kızlar bekliyor. Önce erkekler evlenme teklif ediyor. Kızlar bütün bu teklifleri kabul ya da reddediyor. Ama genelde kızlar beklemede…” Kafası basmıyor, “Neden?” diye soruyor. “Öyle… Öyle alışılagelmiş… İlk adımı erkek atıyor toplumda” diyorum. “Ama erkekler daha korkak oluyor…” diyor. Gülmeye başlıyorum. 9 yaşında ama işi çözmüş, tespit doğru! “Evet, o konuda da haklısın” diyorum, “Erkek cesaretini toplayacak da seni beğeniyorum diyecek…

Çıkalım, birlikte olalım diyecek… Evlenelim diyecek…

Aile kuralım diyecek… Onların, her şeye karar vermesi zaman alıyor. En çok da reddedilmekten korkuyorlar. Erkekler, duygularını ifade etmekte kızlar kadar cesur değil…” Sohbetin bu noktasında susuyoruz karşılıklı. Derin bir iç çekiyoruz. Birimiz 44, birimiz 9. Ama kadınız neticede. Halden anlarız. “Okulda beğendiğin ve bunu söylemeyi düşündüğün bir çocuk mu var?” diyorum.

AA17Utanılacak şey dürüst olmamak

Ve benim şahane kızım, bana bütün hikâyeyi anlatıyor. Tabii ki buraya yazmayacağım, artık o da yazılarımı okuyabildiği için özel hayatına giriyor, istemeyebilir. Ama şu kadarını söyleyebilirim: Kızımın en bayıldığım özelliği, her şeyi ama her şeyi anlatıyor. Kendini bu kadar açık ifade etmesine bayılıyorum. Lafı dolandırmamasına, gizlenip, saklanmamasına, neyse ‘lak’ ortaya koymasına… En çok da çekinip, utanmamasına… Utanılacak şey, dürüst olmamaktır. Utanılacak şey, insanları zor durumda bırakmaktır. Utanılacak şey, kibirli olmaktır, insanları küçük düşürmektir, kendinden küçük görmektir. Allah’tan böyle biri değil. Benim için kızımın çok zeki, çok başarılı, çok parlak, çok bilmem ne olması önemli değil… Ama iyi kalpli, merhametli, vicdanlı ve özgüvenli olması çok önemli… Kendi ayakları üzerinde durabilmesi, kendi kararlarını verebilmesi de… Ve her şart altında kendini özgürce ifade etmekten çekinmemesi…

Sor Alya sor!

Okul otobüsünde duyduğu her kelimenin anlamını soruyor bana.“Prezervatif nedir?” diyor mesela. Anlatıyorum. Benim için kızıma anlatamayacağım hiçbir şey yok. Lafı dolandırmadığım, binbir dereden su getirmediğim ve anlatırken utanmadığım için, ona da dinledikleri normal geliyor… Soruyor: “Sen ilk kaç yaşında öpüştün?” “Nerede öpüştün?” “Kiminle öpüştün?” “Babam bunları biliyor mu?” “Elbette” diyorum. “Ne senden ne ondan sakladığım bir şey var! Ne yaşadıysam o…” Geçmişte mutlu olduğum anları da yaptığım salaklıkları da pişmanlıkları da anlatıyorum. O da gülüyor. Karşısında yıkılmaz, kusursuz, her yaptığı doğru, her söylediği kanun bir anne yok yani. Bazen yanlış yapıyorum, sinirleniyorum, öfkeleniyorum, sonra özür de diliyorum kızımdan. Özür dilemenin bir zayıflık, bir eksiklik olmadığını görüyor. O yüzden hiç küsmüyoruz biz, biriktirmiyoruz, halledip geçiyoruz, hemen barışıyoruz. Dediğim gibi kızıma anlatamayacağım hiçbir şey yok. Ama hayatta yaşanabilecek en temel duygunun sevgi olduğunu da anlatıyorum. Sevgi olmadan yaşanacak her şeyin, -seks dahil-, yeteri kadar değerli olmadığını da… Gerçi bunları, kelimelere döksen ne olur, dökmesen ne olur? Onun önünde her gün gözleyebileceği bir örnek var, babasıyla ne kadar sevgi dolu olduğumuzu görüyor, sürekli birbirimize dokunduğumuzu da… Bence çocuklar daha çok görerek öğreniyor. İçinde olduğu aileden öğreniyor. Üniversitelilerle sohbet ederken, yüzlerce insan arasında, kızım elini kaldırıp soru sorabiliyor. Utanmadan, sıkılmadan, çekinmeden… Aptal durur muyum diye düşünmeden… Bu da çok hoşuma gidiyor. Çünkü ona bilmediği şeyleri sormak normal geliyor. Umarım sonsuza kadar sorar… Merak eder, araştırır, sorgular… Karar verir ve yapar. Çünkü bir şeyler yapmak eylemi, bir şeyler olmak duygusundan çok daha önemlidir.

HAMİŞ: Bu çocuk mevzuu bitmez! Herkeste mutlaka şahane hikâyeler vardır. Çocuklarınızla ilişkilerinizi, birlikte yaşadığınız anekdotları, onların kendini fark etme ve özgüvenini keşfetme hikâyelerini bana yazın, paylaşalım… aarman@hurriyet.com.tr

Yorum Bırak

16 − 3 =