20 yaş genç görünmenin sırrı: Günde tek öğün yemek


Alın size yeni bir sağlık önerisi daha! Günde tek öğün yemek… Öneren de dünyaca ünlü Japon bir hekim: Yoshinori Nagumo.
Aslında bir kanser uzmanı.
60’tan fazla tezi yayımlandı.
Kitapları Türkçe dahil pek çok dile çevrildi: ‘Japonların Kadim Beslenme Sırrı’. 62 yaşında ama 40 gibi duruyor. İçimiz nasılsa, dışımızın da öyle göründüğünü savunuyor. Cildin parlak, belin inceyse sağlıklısın, yoksa bu birtakım hastalıkların habercisi. 15 yıldır 62 kiloda.
Oysa bir zamanlar yaşlı görünen, 80 kiloluk bir adammış. Sırrı, günde bir öğün yemek. Sadece akşamları yiyor. Sabahları tereyağlı kahve içiyor, öğlen tuzsuz yağsız fındık-badem, akşam da canı ne isterse… Böylece açlık geninin sürekli aktif halde olmasını sağlıyor. Sloganı da şu: “Tek öğün ye, 20 yaş genç göster!” Bu arada ben “Tek öğün yemek doğrudur, yanlıştır!” demiyorum. Aman diyeyim, üzerime gelmeyin. Dünyada var olan bir beslenme alışkanlığını size iletiyorum. Uygulayıp uygulamamak size kalmış.

20 yaş genç görünmenin sırrı: Günde tek öğün yemekJaponya’nın en ünlü hekimlerinden birisiniz. Kitabınız ‘Japonların Kadim Beslenme Sırları’ Türkiye’de de çıktı. “Tek öğün yiyin, 20 yaş gençleşin!” diyorsunuz. Tabii kafalar karıştı. Sizi tanıyabilir miyiz?
– Kanser uzmanı olarak yıllardır Japonya’da hizmet veriyorum. Kendimi halk sağlığı uzmanı olarak tanımlıyorum. Aynı zamanda pek çok medikal topluluğun üyesiyim, 60’tan fazla tez yayımladım. Tüm bunları gerçekleştirirken de şunu fark ettim: Hastalıkların oranını düşürmek istiyorsak, yaşam tarzımızı kesinlikle değiştirmemiz gerekiyor! Bu konuda bir çeşit toplumsal farkındalık kampanyası olarak da değerlendirebileceğiniz kitaplar yazıyorum ve televizyon programlarına katılıyorum. Kitaplarım şimdiye dek Çince, Korece, Taice, Endonezce, Vietnamca, İspanyolca ve Almanca gibi pek çok dile çevrildi. Kendi hayat tarzım da kitaplarımın içeriğini oluşturuyor. Sizin dilinize de çevrilen kitapta yazan her şeyi bizzat kendi hayatımda uyguluyorum. O yüzden sağlıklıyım, 62 yaşında olmama rağmen yaşımdan genç gösteriyorum.

OKİNAWA ADASI’NDA BİLE OBEZİTE ARTTI

Evet, sizi gören birisi en çok 30’ların sonu, 40’ların başında der…
– İçsel sağlık koşullarımızın dış görünüşümüzü etkilediğine inanıyorum. Bu yüzden de sağlıklı bir beden ve daha genç görünmek için en iyi beslenme ve yaşama biçimlerinin yollarını araştırıyorum.

Geleneksel Japon beslenme biçiminin sağlıklı olduğu dünyaca bilinir. Hatta “Okinawa Adası dünyanın en uzun yaşayan nüfusuna sahiptir” denir.
– Evet, öyleydi. Sardalye ve orkinos gibi mavi derili balıkları, mevsim sebzelerini ve bolca tahıl tüketme alışkanlığımız vardı. Di’li geçmiş zaman kullanıyorum, çünkü ne yazık ki ekonomik açıdan refah seviyesinin yükselmesiyle birlikte topluca üretilen yemekleri bizler de daha fazla tüketmeye başladık. Bu da diyabet ve kanser gibi hastalıkların artışındaki nedenlerin başında geliyor! Hatta ta kendisi! Okinawa Adası’ndaki obezite oranları bile arttı, düşünün. Özellikle erkek nüfusun ortalama ömründe de düşüş söz konusu.

Peki sizin çözüm olarak önerdiğiniz ne?
– Ben kitaplarımda sirtuin genini ve etkilerini anlatıyorum. Ve onu aktive edecek bir yaşam tarzını…

‘Sirtuin geni’ nedir?
– Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Biyoloji Profesörü Dr. Lernard Guarente tarafından bulundu sirtuin geni. Özellikle açlık anlarında aktif hale geliyor ve hücreler üzerinde gençleştirici bir etkiye sahip. O yüzden diyorum ki, sağlıklı olmak ve genç kalmak istiyorsanız, hatta yaşınızdan 20 yaş daha genç görünmek istiyorsanız, günde tek öğün beslenin!

Bu da insana şaşırtıcı geliyor!
– Gelmesin. Tek öğün yiyin, o da akşam olsun ve etkilerini görün. Tamamen değişeceksiniz!

RAMAZAN, SAĞLIK İÇİN ÇOK MANTIKLI BİR GELENEK

İyi de uzun süreli aç kalmak sağlığa zararlı değil mi?
– Hayır, değil! İnsanlık tarihi açlık ve soğuk hava ile mücadele üzerine kurulu. Bir insan açlıkla ve soğuk havayla mücadele edebiliyorsa hayatta kalır. Tarihi bulgular gösteriyor ki, yaşama gücü ve zindelik genimiz açlık durumunda aktif hale geliyor. Midemiz dolu olduğunda hiçbir işlevi olmuyor! Sizin dininizin gereği olan ramazanın bu açıdan insan sağlığı için çok mantıklı bir gelenek olduğuna inanıyorum.

“Gençlik geninizi harekete geçirin, sadece akşamları yiyin!” diyorsunuz. Peki kahvaltı ve öğle yemeğini n’apacağız?
– Günlük öğününüzü bire indireceksiniz. İki tane daha öğün yok, tek öğünle besleneceksiniz! Kahvaltıda tereyağlı kahve ya da sütlü kahve içmenizi öneririm. Eğer öğle saatlerinde ille de canınız bir şeyler yemek isterse, birkaç fındık atıştıracaksınız. Akşam olup karnınız guruldamaya başladığı anda ne isterseniz yiyebilirsiniz!

Biraz absürd değil mi?
– Hiç değil! Çok sağlıklı. Karnınızın guruldama sesini bile seveceksiniz! Kulak verin o sese. Karnınızın guruldamaya başlaması, somatotropic hormonunun cilt ve mukozanızı yenilediğinin işaretidir ve surtuin geni de vücut hücrelerinizi yenilemektedir. Ayrıca adiponektin de damarlarınızı yenilemektedir.

Kızmayın ama bir şey soracağım… Bir hekim olarak bunları önererek insanların sağlıyla oynuyorsanız, bu sorumluluğu nasıl alırsınız?
– Lütfen söylediklerimi deneyin ve bu yöntemin nasıl işe yaradığını görün. İnsan vücudu açlık durumunda çok daha iyi çalışıyor. Bu bilimsel bir gerçek!

Bize sıradan bir gün içinde sabahtan uyuyana kadar neler yiyip içtiğinizi söyler misiniz?
– Sabahları kabuğu sayulmamış meyveler, ketentohumu yağı ile hazırlanmış ev yapımı soya yoğurdu ya da tereyağlı kahve içiyorum. Öğlenleri tuzsuz ve yağsız yemiş yiyorum. Akşamları ise ailem ve arkadaşlarımla keyifli yemekler…

İYİ UYKU SPORDAN DAHA ÖNEMLİ

Önermediğiniz gıdalar neler?
– Rafine şeker, omega 6, trans yağlar ve gereğinden fazla tuz.

Neler hayatımızdan çıkmalı?
– Rafine şeker sınırlandırılmalı. Kabuğu soyulmamış meyveler iyi, fakat meyve suları sağlınız için doğru değil. Tüm tahıllı gıdalar iyi fakat beyaz ekmek kesinlikle değil. Lif bağırsakların çalışmasında önemli, o yüzden çokça lifli gıda tüketmek gerek.

Yürümek ve hareket ne kadar önemli?
– Enerji, hücre içi mitokondri oksijenle beraber yağ yakıldığında üretilir. Duruş, nefes alış-veriş, aerobik egzersizleri, yürüyüş, yani hareket bu yüzden önemli. Ama ondan önemlisi uyku. Eğer iyi uyumuyorsanız hormonlarınız, dolaşım sisteminiz, nefes alış-verişiniz, hazmınız ve ışığa duyarlılığınız, hatta düşünme yetileriniz karmakarışık olur. Yine de ben uyku hapı almayı önermiyorum. Sabahları güneş ışığı görmeyi ve gün içinde uyku uyumamayı deneyin. Eğer uyumak sizin için zorsa, sadece gözlerinizi kapatın ve meditasyon yapın. Bu, ilaç almaktan çok daha faydalıdır.

İyi uyumak için ne yapmak lazım?
– Her gün sabah güneşini görmek lazım. Dışarı çıkın, balkona çıkın, sabah güneşini üzerinizde hissedin. Ve gün içinde kesinlikle uyumayın. Tek öğün ve akşam yiyin. Yemekten sonra gözlerinizi kapatıp bir süre meditasyon yapın ve erken yatın.

BEL KALINLIĞI ERKEKLERDE 85’İ, KADINLARDA 95’İ GEÇİYORSA… EYVAH!

Kişide kan yağının gerekenden fazla miktarda olması (dislipidemi), kan şekerinin yüksek olması veya yüksek tansiyondan ikisi varsa bel çevresi kalınlaşır. Bel çevresi kalınlığı erkeklerde 85 cm’yi, kadınlarda 95 cm’yi geçerse metabolik sendrom söz konusu.
Doktor size metabolik sendroma yakalandığınızı söylerse panik yapıp kan yağını ya da tansiyonu düşürmek için hemen ilaca sarılmayın. Bu ilaçları bir kez kullanmaya başlarsanız ölene dek kullanmak zorunda kalabilirsiniz. Peki kendi kendinize yapabileceğiniz bir şey yok mu? Tabii ki var: Hayat tarzınızı, özellikle de yeme alışkanlıklarınızı değiştirmek!

SİZE TAVSİYELERİM

– Günde tek öğün beslenin.
– Sebzeleri kabukları, yaprakları ve kökleriyle; balığı derisi, kılçığı ve kafasıyla; tahılları da tam tahıl ürünleri olarak tüketin.
– 22.00 ile 02.00 arasında kesinlikle uyuyun.

AŞIRI YEMEK, BAKIN NELERE SEBEP OLUYOR?
KANSER, BEYİN KANAMASI, DİYABET VE KALP HASTALIKLARI

“Günde üç kez yemek yemek faydalı mı?” sorusuna açık ve net biçimde “Hayır” diyorum! Yetersiz beslenirsek, evet, hasta oluruz. Bu kesin. Vücudumuzdaki yaşama gücü genleri, o hastalıkları tedavi etmek ve önlemek için çalışır. Ama aşırı yediğimizde de yaşama gücü genleri neredeyse hiç çalışmadığı için hastalanırız! Kanser, kalp hastalıkları, beyin kanaması, diyabet… Bu dört ölümcül hastalığın nedeni de aynıdır; aşırı yemek ve yanlış beslenmek.

JAPONLARIN UZUN YAŞAM SIRRI

İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Japonya’da et, balık, sebze, tahıl gibi gıda maddeleri bir nevi ilaçtı. Bütün olarak tüketmek, hayatta kalmanın olmazsa olmazı ve bir ‘iyileşme’ yöntemiydi. Neredeyse yiyeceklerin bir nevi ilaç olduğunu benimseyen ‘yemek eşittir tedavi’ anlayışı, dönemin yemek kültürünün temeliydi. Kısacası Japon halkı, bütün olarak tüketme ve yemek eşittir tedavi anlayışlarını benimseyerek, bilinçsiz de olsa mükemmel gıdalarla besleniyordu. Ben hâlâ bu anlayışı savunuyorum.
Japonlar eskiden denizden tuttukları küçük balıkları kızartır, mutlaka günde bir avuç dolusu tüketirlerdi. Küçük bir balığı derisiyle, kafasıyla ve kılçığıyla bütün olarak yemek, o dönem insanlarının doğal beslenme anlayışıydı. O yüzden de çok sağlıklıydılar. Biraz büyük balıkları da kafalarını kızartarak, kılçıklarını cips yaparak tüketiyor; balıkları kafadan kuyruğuna kadar yemiş oluyorlardı.
20 yaş genç görünmenin sırrı: Günde tek öğün yemek

METABOLİZMANIZDAN MESAJ VAR!

Kalın bel = Fazla yemek yiyorsun.
Dislipidemi = Fazla yağ tüketiyorsun.
Kanda yüksek şeker = Fazla şeker tüketiyorsun.
Yüksek tansiyon = Fazla tuz tüketiyorsun.

DOYANA KADAR YEMEYİ ACİLEN BIRAK!

Kaç yaşında olursak olalım genç, sağlıklı ve zinde bir hayat sürdürebilmek istiyorsak, beslenme alışkanlığımızı yeniden düzenlememiz, özellikle de doyana kadar yemeyi bırakmamız gerekiyor! Normalde diyet yapmamızın nedeni kadın-erkek hepimizde aynı: Zayıflamak. Benim önerdiğim günde tek öğün beslenme yönteminin amacıysa sağlıklı bir hayat sürmek, yaşlanmamak, zayıf olmak, pürüzsüz bir cilde ve ince bir bele sahip olmak. Hep dış görünüşe takıyor gibi duruyorum ama kim ne derse desin, sağlıklı olmanın göstergesi pürüssüz bir cilt ve bir ince bel!

AÇLIK VE SOĞUK, BEYİN HÜCRELERİNİN TEKRAR ÜRETİLMESİNİ MÜMKÜN KILIYOR

Son zamanlarda yapılan araştırmalarda, kesinlikle üretilmesi mümkün olmayan beyin hücrelerinin bir şartla tekrar üretileceği kanıtlandı. Bu, yaşama gücü genlerinin çalıştığı durumla aynı: Açlık ve soğuk. İnsanoğlu, bu zamana kadar defalarca hayatta kalmayı başardı. Ama bu noktada yalnızca açlık ve soğuğa dayanma gücü olan insanların hayatta kaldığını hatırlayın lütfen. Bu insanlar, imkânsız denilen beyin hücrelerinin tekrar üretilmesini mümkün hale getirdiler. Beynin, bilinci kontrol eden en ilkel bölümündeki sinirlerin kök hücrelerine hipokampus denir. Açlığa ve soğuğa maruz kalındığında hipokampusun sinir hücrelerini tekrar ürettiği kanıtlandı.

80 KİLOYDUM 15 YILDIR 62 KİLOYUM

Günde tek öğün yöntemine geçeli 15 yıl oldu. Bir zamanlar 80 olan kilomu, 15 yıldır 62’de koruyorum ve sağlığım da gayet iyi. Ama şunu söylemek isterim: Günde tek öğün beslenme yöntemiyle sadece sağlıklı olmayı amaçlamıyorum. Sağlık, gözle görülmeyen bir şey. Örneğin şu an, hiçbir hastalığınızın olmaması ya da test sonuçlarınızın normal olması, sağlıklı olduğunuz anlamına gelmiyor. Düne kadar sağlıklı olmasıyla övünen birinin bugün aniden büyük bir hastalığa yakalanma ihtimali de var. Benim amaçladığım sağlık, böyle sayısal verilere dayanmıyor. Bence gerçek sağlık kesinlikle dış görünüşe yansıyor. Pürüzsüz bir cilt ve ince bir bel, bence gerçek sağlığın göstergesi!

Yorum Bırak

6 + 20 =