2 yüzlü adaletimiz batsın!


MADEM yeni bir yıla girdik…

Madem her şeyi sıfırladık…

O zaman yürekli olalım, açık olalım, şeffaf olalım, aynaya bakalım…

Ve kendimizle yüzleşelim…

Yetti bu ikiyüzlü ahlak anlayışımız…
Yetti bu ikiyüzlü adalet anlayışımız…

Bugün günlerden Nevin
Bugün duruşması var.

Hatırlayacaksınız…

Nevin, yalnız yaşıyordu.

Eşi yoktu, vardı ama köyde, yanında değildi.

Ve Allah’ın belası bir herif sürekli evine geliyor, ona tecavüz ediyordu.

Bütün köy bunu biliyordu.

Muhtar dahil.

Ama kimse sesini çıkarmadı.

Kimse, “Yeter ulan, nedir bu rezillik!” demedi.

Engel olmadı.

Engel olmayı, o utanmaza haddini bildirmeyi bırak, “Acaba sıra bana da gelir mi?” diye bekledi.

Çünkü orada yalnız, güçsüz ve çaresiz bir kadın vardı.

Kısacası kimse o kadıncağıza yardım etmedi.

Bütün köy onun üzerine çullandı…

Biz böyleyiz ama…

Ahlaklı geçiniriz, nah ahlaklıyız!

Zayıf ve güçsüz birini görünce –ki genellikle de çocuklar ve kadınlar olur onlar- abanırız üstüne, çullanırız.

Nevin’e de öyle oldu.

Herkes onu bir başına bıraktı.

Dahası onu “sorumlu” tuttular.

Bizde böyle bir şey vardır, “tecavüze uğrayan yolludur”, “çanak tutmuştur”, “o da öyle yapmasaydı, şöyle davranmasaydı bütün bunlar başına gelmezdi” denir, bütün hesap kadına çıkarılır…

Palavra tabii…

Kimsenin namusuna göz dikmeyeceksin. Budur.

Diktiler.

O da sonunda dayanamadı, insanlara namussuz olmadığını göstermek için, kendi hesabını kendi gördü.

Gitti tecavüzcüsünün başını kesti, kahvenin önüne attı.

Yanlış anlaşılmasın…

Nevin’in yaptığı bu vahşeti haklı çıkaracak bir durum yok, ben de çıkarmıyorum…

Ama ya ona yapılan vahşet?

Ya onun maruz kaldığı vahşet?

Bütün bir köy halkının bu zavallı kadına yüklenmesi…

Tecavüzcüsünün kafasını köy meydanına atması, “Alın görün!” demek…

“Hepinizin yüzünden” demek…

Bence tüm köyün sorumluluğu var bu cinayette…

En çok da kadınları yalnız bırakanların var…

Sonra yargılama süreci başladı…

Ve akabinde, “Tecavüz çocuğuna devlet bakar” tartışması…

Her şeyi o kadar ağırdan aldılar ki… Nevin doğurmak zorunda kalsın… Kaldı…

Öyle bir noktaya geldi ki, zaten geri dönüşü olmadı…

Bir kadını, tecavüzcüsünün bebeğini doğurmak zorunda bırakanları Allah’a havale ediyorum!

Allah aşkına, kendinizi o kadıncağızın yerine koyun, aşağılık bir adamın sistematik tecavüzüne uğruyorsunuz ve hamile kalıyorsunuz, kim ister onun çocuğunu doğurmak…

Dünyaya çocuk getirmek sevgi işi olmalı, nefret ve şiddet işi değil…

Ama işte Nevin çilesi bitmedi, bütün bu yaşadıkları yetmezmiş gibi, o aşağılık tecavüzcüsünün çocuğunu doğurdu.

Kadına da yazık, çocuğa da…

Adama “Yazık!” diyemiyorum, kimse ölmeyi hak etmez ama tecavüz etmeyeceksin! Kimsenin rızası dışında ona bir şey yapmayacaksın!

Çocuğa gelince… Onu doğurup doğurmamak, kesinlikle annenin tasarrufunda olmaydı. Devletin karışma hakkı olmamalıydı. Ona en büyük acıları çektirmiş, iğrendiğin bir adamın çocuğunu niye içinde büyütesin, niye dünyaya getiresin. Niye böyle bir isteğin, arzun olsun. Ama tabii ne zaman din devreye giriyor, işler değişiyor, sen o bebeği Allah’ın verdiğini düşünürsen, o zaman çıkış yolu yok, o zaman kürtaj olma ihtimalin de yok…

Ama tabii Nevin’in, yani kadının psikolojisini düşünen de yok!!!

Nasıl olsa kadının adı yok, hakkı yok, dahli yok, bedeni üzerinden de siyaset yapılabilir!

Bu arada, bu basbayağı tahrik cinayeti.

Ama Nevin indirimsiz yargılandı.

Şimdi size soruyorum: Pek çok katile, tecavüzcüye, ırz düşmanına, cinsel suçluya, sapığa tahrik indirimi uygulandı bu ülkede…

Ortada hiçbir kanıt yokken karısı için, “Aldatıyordu” dedi, “Kıskandım” dedi, “Bana erkek değilsin dedi!” dedi, “Çok seviyordum, öldürdüm” dedi…

Mahkemede de kravat taktı hem iyi hal hem haksız tahrik indirimi aldı…

Peki ya Nevin?

Nevin neden bunlardan faydalanamadı?…

Adaletimiz bıyıklı olduğu için mi?

Köyde bir başına yaşayan zavallı bir kadın, kimsenin umurunda olmadığı için mi?

Bu haksızlık değil mi?

Bütün kadınları ve adalete inanan herkesi Nevin’e destek olmaya çağırıyorum.

Yorum Bırak

twelve − 11 =